Mauritius İzlenimleri 2

Mauritius Adasını dört yönle anlatmak alışkanlık olmuş galiba. Doğu tarafında daha yeni oteller var ama rüzgârlı olurmuş. Biz Doğudayız rüzgârın kötülüğünü görmedik. Batının denizi sâkinmiş , oteller daha eski deniyor. Güneyde görülecek çok yer var. Kuzey ise Port Louis'in çevresinden başlayarak en Kuzeye kadar 17-18. yüzyılların olaylarının izlerini taşıyormuş.(Henüz görmedik)
Güney turu Trout aux Cerfs ile başlıyor. En yüksek tepesi sekiz yüz küsur metre olan Mauritius tabak gibi önünüze seriliyor. Eski bir volkanı göreceğim diye gidiyorsunuz ama söylemeseler anlamazsınız. Her tarafı yeşilin türlü renkleri ile ağaçlanmış bir çukur var önünüzde.Turumuzu daha Güneye devam ediyoruz. Sırada Grand Basin var. Kutsal sayılan bir göl yanında kurulmuş bir tapınak ve göl kenarında su üzerinde Şiva, Ganeş, Hanuman, Perwati, Krişna, Sai Baba heykelleri var. Şubat'ta festival olurmuş binlerce kişi gelirmiş. Göldeki balıklar da kutsal sayılıyor. Hindistan'ı görenler için basit kalır. Batıya doğru ilerliyoruz. Black River Gorges'da önümüzde yemyeşil tepeler vadiler uzanıyor. Bir kenarda küçük bir şelale var. Daha Güneye inerek Chamarel Şelalesi'ne geldik. Cepheden görülen bir şelâle. Bir panoda yüksekliğinin Amerika'nın Özgürlük Heykeli kadar olduğu gösterilmiş. Otuz kadar basamakla daha yükseğe çıkarak şelalenin döküldüğü yeri gördük. Şelâle Niagara değil..Aynı alan içinde aldığımız bileti kullanarak Renkli Tepelere gittik.Güneşin ışınlarına göre renkleri değişen tepeler bunlar. Şimdi Kuzeye doğru çıkıyoruz. Sağımızda eski usul tuz üreten bir fabrika var. denizden alınan suyu basamaklandırılmış bir alana doldurup suyun buharlaşmasını bekliyorlar geriye tuz kalıyor. Gayrimenkul fiatları arttıkça ekonomik hesaplar değişmiş. Tesisi kapatacaklarmış. Günün son durağı Casela Kuş Parkı. Giriş ödeniyor. Safari için ayrı bir bilet gerekiyormuş. Aslanla fotoğraf çektirmek için de. Bazıları hayvanat bahçesi de diyor ama kaplan yok, tek aslan ve kanguru varmış. Azman kamplumbağalar bizim ilgimizi çekti. Çoğu kafes boştu. Gözlem tepesine tırmandık. Buraya iki saat ayırmıştık bize yetti. Bize birgün yetmez demişlerdi ama..
Sabah dokuzda çıktık akşam dört buçukta otele döndük. Gidiş ve dönüşte yolda geçen süre yaklaşık iki buçuk saat toplamda dört saate yakın.
Melih Anık

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gene Bir Pazar Sabahı(24 Mayıs 2015)

Sartre'ın Gizli Oturum Oyunu İçin Varoluşçuluk Üzerine Derleme

Kosta Kortidis’in 'Rulet’i