7 Şubat 2011 Pazartesi

Beckett’in Oyun(un) Sonu için Derleme

Oyun(un) Sonu‘nun “metinler arası okuma”sından çıkan eserler ve konular şunlar:
Eliot - Çorak Ülke,
Shakespeare - Kral Lear, Hamlet, Fırtına ("Our revels now are ended"/"finie la rigolade") , III Richard : ("My kingdom for a horse!" "My kingdom for a nightman!"), Hamlet (“Rest is silence” -"Nothing stirs. All is—"- "A world where all would be silent"; Hamm’in annesi ile konuşmaması, ona anne diye hitap etmemesi)
Dante - İlâhi Komedya (Cehennem)
Berkeley - Var olmak algılanmış olmaktır- “to be is to be percieved”
İncil - “İt’s finished”
Joseph Conrad - Karanlığın Yüreği
Kafka - Şato
Freud - “İmpossible mourning” -  “fort/da” oyunu
Çehov - Sessizliklerin anlamı
Mevlana - “Bizler hem ayna hem içindeki suretiz”
Nuh’un oğlu Hamm ve Nuh Tufanı – Hamm’in Laneti - Ham’in lanetinde ham ve oğlunun yüzü kara olmuştur. (Oyunda kırmızı renk/ kanlı mendil).; sel felaketi..
Hopiler - Dünyanın üç kez yıkım geçirmiş olduğuna inanırlar. Üçüncü yıkımda baş rolü su oynamıştır. Hopi lisanında bizim zaman dediğimiz şeye, yani geçmişe, şimdiye ve geleceğe doğrudan değinen hiçbir sözcük ya da deyim yoktur. Buna rağmen olayları açıklamada hiçbir zorluk çekmezler.

Sartre - Zamanla olan ilişkimizi “birleştiren bölünme “ olarak tanımlamıştır. Oyundaki Hamm ve Clov’a bu açıdan bakarsak birleştiren bölünme onlara çok uyar
Darwin- Evrim teorisi
Einstein : “Zaman hiç göründüğü gibi değildir.Sadece bir yöne doğru akmaz ve gelecek geçmişle aynı anda vardır” - Çalar saat - Plaj kumu içinde olmaları, buğulu bir geçmiş / Hopi lisanında bizim zaman dediğimiz şeye, yani geçmişe, şimdiye ve geleceğe doğrudan değinen hiçbir sözcük ya da deyim yoktur.

5 Şubat 2011 Cumartesi

Hıncal Uluç Olmak İster misiniz?

Siz Hıncal Uluç övdü diye bir tiyatro oyununa gider misiniz?
O beğendi diye yemek yediği lokantada yemek yer misiniz?
O bağladı diye fular bağlar, o attı diye sırtınıza kazak atar mısınız?
O yazdı diye kitap alır mısınız?
O astı diye evinizin duvarına resim asar mısınız?
O dedi diye tatil programı yapar mısınız?
O hoşlandı diye konsere gider misiniz?
O çalsa dinler misiniz?
O beğendi diye cd alır mısınız?
O sevdi diye birisini sever misiniz?
O oldu diye birisi ile dost olur musunuz?
O kızdı diye trafiğe kızar mısınız?
O ‘gol’ dese inanır mısınız?
O istifa etti diye istifa eder misiniz?
O olimpiyat koşsa siz de yanında koşar mısınız?
O yararlıdır dese yer misiniz?
O mükemmel dese içer misiniz?
O ‘yaptı’ diye tv programı izler misiniz?
O seçse Oscar’a, Nobel’e inanır mısınız?
O ‘güzel’ dese ‘güzel’ der misiniz?
O yanında taşısın diye ‘kahkahasına’ katılır mısınız?  
O keyf almış diye film seyreder misiniz?
O onayladı diye oy verir misiniz?
O yazdı diye okur musunuz?
O görünecek diye tv başında bekler misiniz?
O sizi övse bundan gurur duyar mısınız?
O güldü diye siz güler misiniz?
………………
Defne Joy Foster ile ilgili yazdıklarına ne diyorsunuz?

Melih Anık