Kayıtlar

2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

'Sırça Köşk', Sabahattin Ali Vicdanı ve Tiyatronun Dili

İlkokul beşinci sınıftaydım. Yazları İstanbul’a teyzem ile dayımın birlikte yaşadıkları eve gönderirlerdi beni. Dayım bir kitap tutkunuydu. Bana kütüphanesinden kitap seçer okumam için verirdi. Ben okuduktan sonra da o kitap üzerine konuştururdu beni. İlk verdiği kitaplardan biri Kuyucaklı Yusuf’tu. Yazarın önemini bilmiyordum. Bana ondan bahsetmemesinin nedeni sanırım içinde bulunduğumuz dönemden kaynaklanıyordu. Dayım vurgulamadan geçiştirmek istemişti muhtemelen. Mehmet Akif’i, Nâzım Hikmet’i de dayım sayesinde tanıdım. Bana Necip Fazıl’ın oyununu(Bir Adam Yaratmak) okumam için elime tutuşturan da dayımdır. Ortaokulda  edebiyat öğretmenime oyunu götürdüğümü ve onun da bana tuhaf bakarak ‘Nereden buldun bu oyunu?’ dediğini hatırlıyorum. Öğretmenimin açılan gözlerinden  bir hata(!) yaptığımı anlamıştım.  Diğerleri gibi Sabahattin Ali’nin de siyasi kimliğini daha sonraki yıllarımda tanıdım. Yakın tarihlerde yaptığım Sinop seyahatimde onun tutuklu bulunduğu cezaevini ziyaret ettim. Yı…

Seçimlerin Ardından: Kendi Kendinizi Alkışlamaktan Yorulmadınız mı?

1 Kasım seçimleri sona erdi. Sonuçlar belli oldu. Benim niyetim seçim sonuçlarının analizini yapmak değil. Bu yazımın amacı seçim öncesi gözlediklerimden yola çıkarak düşüncelerimi paylaşmak ve konuyu tiyatroya bağlamak.

'Her Rolü Oynar'(mı?) ve 'Her Oyunu Yönetir'(mi?)

Klişe gibi tekrar edilen bir cümle var: 'Oyuncu her rolü oynar' Benzeri cümle yönetmenler için de söyleniyor: 'Yönetmen her oyunu yönetir'  Öyle mi gerçekten?
Tiyatroda bu role uymamış dediğiniz oyuncular olmadı mı?
Tiyatroda oynadığı rolle aklınızdan çıkmayan oyuncular yok mu? Onların yerine başkasını neden koyamazsınız?
Yağmur Yağmur ile konuşurken "'Casting'in amacı doğru role doğru oyuncuyu seçmek değil mi?" dedi. Çok yerinde işi özetleyen bir saptama.
Hamlet, Cyrano, Macbeth vb bazı roller var ki onları oynamak için 'iyi oyuncu' olmak yetmiyor. Kim 'iyi oyuncu'dur? Bir oyuncunun 'iyi' olması için sesini, mimiklerini, bedenini iyi kullanması gerekir. Telaffuzu iyi olmalı. Yeter mi? Elbette yetmez. Yeterli bir yaşamışlığı olmalı oyuncunun. Yaşı rolüne uygun olmalı. Oyuncu zihnen 'dolu' olmalı. Yeter mi? Yetmez. Tiyatro sanatını bilmeli. Gözlem gücü yüksek olmalı. Taklit yeteneği, ritm duygusu olmalı. Oyuncu canlandırdığı…

Cyrano de Bergerac(İBBŞT) Twitlerim

Cyrano de Bergerac(İBBŞT) gösterdi ki oyunu kısaltmak gösteriyi daha çekici kılmıyor.
Cyrano de Bergerac(İBBŞT) gösterdi ki yönetmen terzi değildir. Kesip biçip yamalayarak oyun yapılmaz.
Cyrano de Bergerac(İBBŞT) gösterdi ki iyi ezber, iyi vurgu, iyi tonlama ile TİYATRO olmuyor.
Cyrano de Bergerac(İBBŞT) - Bu rejiye sahne çok büyük gelmiş.
İBBŞT'nın Cyrano de Bergerac'ı böyle bir dönemde neden seçtiğini hâlâ anlamış değilim. Bence emek ziyanı.
Cyrano de Bergerac - Doluluk oranı ilk perde %85 İkinci perde %75
Cyrano de Bergerac- Oyuna iki şarkı söyleyen anlatıcı katılmış. Bence onlar için yazılan metin 'laf salatası'.
Cyrano de Bergerac- Ayşecan Tatari'nin ses tonu ve vurgusu iyi ve etkili ama yanlış kostümler içinde yapma bebek gibi kalmış. .
Cyrano de Bergerac sahne tasarımı: Son sahne dışında vasat. İlk sahnede yerleşim bence

Tiyatro ve Futbol

Türkiye hiç bir alanda dünyanın en iyisi değil. Sanatta, edebiyatta sporda ve diğer bir alan yok ki işte bu konuda biz ilk ondayız diyemiyoruz. Edebiyat özel alan ve dile dayalı olduğundan bu alan karşılaştırma dışı bırakılabilir. Kaldı ki Nobel almış bir yazarımız var. Ama Orhan Pamuk'un aldığı Nobel de beni tatmin etmiyor. Nobel Ödüllerini de hesaplı buluyorum.

Gasilhanenin Duvarındaki İfade

Resim
Zincirlikuyu gasilhanesinin dış duvarında bu yazı var. Cenazenizi camiye götürme zamanının gelmesini beklerken ister istemez  geçici arkadaşlar ediniyorsunuz. Avukatının cenazesi için oraya geldiğini öğrendiğim bir erkek yüksek sesle duvardaki yazıyı göstererek 'Ne kadar yanlış bir ifade. İşte böyle korkutuyorlar insanları.Ne olacak ölümden sonra? ' dedi. Hemen yanında sonradan İmam Hatip'te eğitim aldığını öğrendiğimiz bir başka erkek de 'yanlış yok' dedi. Bunun üzerine iki erkek tartışmaya başladı. Birbirlerini dinlemiyorlardı. Herkes söylemek istediğini söylüyordu. Ben araya girdim ve İmam Hatipli erkeğe 'Bana anlatır mısın neden yanlış yok?' diye sordum. Dedi ki 'Bu ifadedeki anlam şu. Bizim dinimizde bir öte dünya tarifi vardır. Müslümansak buna inanmamız lâzım. Bu dünyada öte dünyayı düşünmeden yaşamak bir felakettir bu yüzden. Bu ifadede onu anlatmak istiyor' dedi. Ben 'Tebrik ederim ne güzel anlattın. Ama bu ifadeden bu anlamı çıkarmak …

Cenazeniz mi Var?

Türkiye'de en iyi işleyen kurum cenaze işleri. Anlayışlı, hassas ve BEDAVA.. Tüm ömrünüz boyunca nice zorluklar çıkaran devlet giderayak özür diliyor gibi. Bu bizim din anlayışımıza da uygun.. Geçenlerde bir tv programında rastladığım hac ziyareti düzenleyen bir şirket reklâmında(bunun reklâmı olur mu demeyin, iş ticaret olmuşsa reklâmı da olur) hac görüntüleri üstüne konuşan ses 'Doğduğunuz gibi olmak için hacca gidin' diyordu. Yâni o 'dönüm noktası'na kadar istediğiniz gibi yaşayın sonra hacca gidin ve yeniden tertemiz doğun. Yediğiniz her türlü 'nane'yi sıfırlayın. Yüce Rabbim'in bu kadar kolay affedeceğini düşünmüyorum. Zira öte tarafa gittiğinizde imtihan var. Bu imtihana hacca gidenler de girecek. Yâni son karar Allah'a ait. Demek ki bu 'yeniden doğuş' insanların bir yakıştırması. Elbette hacca giden insanların içlerinde hissettikleri huzuru inkâr edemem. Ama bana sorarsanız bugün huzur mezarda, bir üçgenin içinde.  Ölümü özendiriyorum…

Niçin Yazmak?

Ben hep yazdım. Rapor, anı, oyun, şiir, hikâye yazdım. Okuduğum kitaplardan altını çizdiğim satırları topladım bir defterde. Küçük küçük notlar aldım yanımdan hiç eksik olmayan not defterime. Bir konferansta birini dinlerken, tv'de bir şey seyrederken önümdeki kâğıt kalem oldu her zaman. Seyahat anılarımı yazarım hâlâ günü gününe.  Yatarken baş ucumda mutlaka kalem ve kâğıt var gece yatakta ansızın uyanıp aklıma geleni not etmek için. Mühendislik yaptığım yıllarda iş ile ilgili yapılacakları unutmayayım diye gece uykum kaçar kalkar yazardım. Son yıllarda tiyatro yazıları yazıyorum. Yolda yürürken gözüme çarpanı fotoğraflıyorum şimdi. Bazen telefona kayıt yapıyorum. Yazmak delice bir tutku gibi bende. Masamın üzerinde küçük küçük kâğıtlara aldığım notlar biriktikçe içime sıkıntı veriyor. Onları gözden geçirip bir defterde toplamak istiyorum. Sıra gelmiyor bir türlü ya da yazmaktan toplamaya zaman bulamıyorum. Son yıllarda biraz daha düzenli oldum. Şimdi deftere yazıyorum. Ayrıca an…

Bir Cuma (3 Temmuz 2015 - 4)

Resim
Marpuççular İş Merkezi sıradan bir insanı bile yaratmaya zorlar. Beni de adam ediyor galiba ...


Renkli bir dünya.. Kafayı da boşaltıyor.
Sokakta bir dükkânın önünde fırsatlar dünyasının bir ürünü vardı..
. Bu çok önemli :)) Zira bu:


Daha önce de bir dizide kullanılan tayt modeli pazarda böyle pazarlanmıştı.. Ben almayayım... Ama şunu alırım.. Aldım da...


Gezinin sonuna yaklaşıyorum artık. Kadıköy'de eski bir kolonyacı vardı, kendine özgü çeşitli kokuları, istediğinizi şişelere doldurur satardı. Sabahattin Bey.. Oğlunun bu işe gönül vermediğini üzüntüyle anlatmıştı bana.  Zaman içinde dükkânı kapattı, gitti.. Ben Eminönü'de üç nesildir devam eden bir kolonyacı buldum. Dededen kalma bir dükkân.. Yurt dışında böyle tarihi dükkânları fotoğraflamıştım. İçeri girdim. İki esans aldım.

Dükkâna içinde raflara bakınırken sırtında 'Tiyatro' yazan bir dosya gördüm.

Meğerse dükkânın sahibi tiyatrosevermiş  Seyrettiği oyunların broşürlerini dosyalarmış. Benim ısrarım üzerine dosyay…

Bir Cuma (3 Temmuz 2015 - 3) Cuma Namazı Üzerine Gördüklerim Düşüncelerim

Resim
Dünyanın en renkli bölgesi Eminönü. Bugün Cuma.. Cuma namazı çok önem verilen namazlardan biri. "O kimse(yâni Cuma'yı kaçıran) tövbe edinceye kadar onun ne namazı ne zekâtı ne orucu hiçbir hayrı ve hasenatı kabul edilmez' şeklinde bir hadis olduğu bile söyleniyor.Dükkânların önündeki görüntüler, anlayışı ve ilgiyi anlatıyor.


Bu bir geleneğin yeni yorumu. Çok eskiden namaza giden esnaf kapıya bir sandalyeyi ters koyar gidermiş. Şimdi bir sopa konuluyor ama dükkânda mutlaka bir kişi hırsıza karşı nöbetçi bırakılıyor. Bazı dükkânlarda içeride satış devam ediyor. Kepenk kapatan dükkânlar daha samimi bence..

Yukarı doğru yürüdüm. Marpuççular Sokağı, namaz hazırlığını gösteriyordu.


Bu sokakta görünen tek cami var.. Yeşil boyalı Çelebioğlu Hoca Alaaddin Cami. Namaz saati gelince farklı bir durum ortaya çıkıyor.

Cemaat ikiye bölünmüş meğerse.. Biri secdeye varmışken diğeri henüz el bağlamış. Öndekiler, sokaktaki caminin cemaati, diğerleri ise Marpuççular İş Merkezi'nin üçünc…

Bir Cuma (3 Temmuz 2015 - 2)

Resim
Yürüye yürüye Tophane'ye ulaştım. İnsan yürüyünce daha iyi görüyor. Tophane-i Amire'nin önündeyim. İçeride sergi var.

'Paletin Yüreği- Zurab Tsereteli'  Neymiş bakalım deyip içeri girdim. İyi ki girmişim. Ben sergilerdeki uzun uzun yazılmış duvar yazılarını okumaktan hiç hoşlanmam. Sergi ve  Zurab Tsereteli hakkında bilgiler var ama bir broşür yok. Şöyle bir okudum. Tsereteli Rusya Sanat Akademisi Başkanı imiş. 1934 doğumlu. Herhalde sergiyi düzenleyen  Mimar Sinan Üniversitesi'nin internet sayfasında bu duvardaki bilgiyi bulurum diye düşündüm. Heyhat! Bulamadım. Tsereteli hakkında https://en.wikipedia.org/wiki/Zurab_Tsereteli adresindeki bilgiyi okudum. Gazete küpurlarına göre ressam sergi açılışında canlı bir performans yapmış. Öğle 12 civarı sergiyi gezen iki kişiydik. Güvenlik görevlisi sayısı bizden fazlaydı. Salonda bulunan 5 güvenlik görevlisinden biri serginin görmediği ilgiye bakarak zamanı değerlendiriyordu. Peşimde yürüyerek gözünü salonda bulunan iki ki…

Bir Cuma (3 Temmuz 2015 - 1)

Resim
İstanbul'a döner dönmez bazı şeyleri almak için Eminönü'ne doğru yola çıktım. Özellikle belirtmek isterim ki doğru adresleri biliyorsanız İstanbul'un merkez bölgelerinden çok daha uygun fiyata daha çok çeşit bulabiliyorsunuz Eminönü- Beyazıt bölgesinde.

İlk durak Pangaltı Dormen Tiyatrosu arkasındaki erkek ve kadın mayoları satan bir dükkân. Dükkâna girer girmez bir kadın denediği bikinisini arkadaşına gösteriyor ortalık yerde. Tedbir almak bana düşüyor hemen başımı çevirip aksi istikamete bakıyorum. O kadın da deneme kabinine doğru çekiliyor.

Pangaltı'ya doğru yürürseniz yolun solunda çok özenli bir dükkân var. Hediyelik eşya satıyor. Önünden geçerken uğramadan edemem. Değişik tasarımlardan hoşlanıyorum. Uzun süredir de farklı bir tasarımı görmüştüm ama bu hoşuma gitti.Akıllı bir tasarım. Alttaki mum yandığında oluşan sıcak hava akımı üst paneli döndürüyor. Karanlıkta kendi ışığında(mum) seyrederseniz ışık yansımaları ile oluşan çok güzel bir görüntüye takılıp kalıyor…

Bir Pazar Günü Daha: 7 Haziran 2015 - Bölüm 2

Resim
Ben ufak camileri severim. İşte bu bana sıcak gelen bir mescit. Eyüp yolunda bu boyutta pek çok cami ile karşılaşacağımı biliyorum. 

Ama cami avlusuna girince zevksizlik yüzünüze vuruyor. İşte kadın cemaat için yapılmış derme çatma bir mekân:

Erkek cemaatin girişi de zevksizlikle kapatılmış. Ortadaki Roman başlıklı sütuna dikkat isterim.

Muhafazakârlığın en güzel sanat eserlerini vermiş olan dini estetiğin zamanla böyle çirkinleştirilmesi insanın içini acıtıyor. 
Bu caminin içinde beni şaşırtan bir şey oluyor. Tepeme bir şey düşüyor. Düşen bir dut tanesi. Sonra bir tane daha bir tane daha.. Avluda bir dut ağacı var. Sanki bana hoş geldin diyor dut ağacı.. Yerden alıyor ve kahvaltımı dut ile yapıyorum. 

Kenarda bir öbek dut var..Çöp olmuş dutlara acıyorum.

Caminin dışına çıktığımda bir baba kızıyla gözüme çarpıyor. 

Onlar camiyi dışardan çektiğim fotoğrafın bir köşesinde imişler, fark etmemişim. Soruyorum. Suriyeli imiş..Bebeğin bir kulağında mavi taşlı bir küpe var.

Milyonlarca hikây…