Kayıtlar

Ekim, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Haldun Taner’in "Keşanlı Ali"si

Haldun Taner 1977 yılında yazdığı “İmaj Üzerine “başlıklı yazıda şunları söyler: “Keşanlı Ali’ye Sineklidağ halkı destansal bir kişilik giydirmişti. O da işine gelen bu destansı kişiliğe takılıp başa geçiyor, tabansız bir adam olmasına karşın destanı yalan komamak için Manyak Cafer’in meydan okuyuşuna karşı silahsız çıkıp destanı gerçekleştiriyordu. Lütfen Dokunmayın’da tarihin resmi görüşüne göre Prut’ta yurduna ihanet ettiği damgası yiyen Baltacı Mehmet Paşa’nın eylemi üç ayrı ve birbirine çelişkili yorum seçeneği içinde inceleniyor ve bu tartışma şu cümle ile noktalanıyordu: -Baltacı şimdi mezarından çıkıp gelse de bizim ona yakıştırdığımız kişilikleri dinleseydi kahkahalarla gülerdi. Çünkü o tam olarak bunların hiç biri değildi. Ama işin tuhafı kendinin sandığı Baltacı da değildi. Gerçek Baltacı’yı hiç birimiz bilemeyeceğiz.” (“Çok Güzelsin Gitme Dur” sayfa 43 “İmaj Üzerine” isimli yazı (1977)Bilgi Yayınları) Keşanlı Ali, Haldun Taner’e göre “tabansız, korkak” biridir. “İşine geldiğini…

Ah “Globalizasyon” Vah “Küreselleşme”!

Eskiden iki Avrupalı sonucu bizi de ilgilendiren bir maç oynasa, maç, oynayan iki Avrupalı’dan ihtiyacı olanın lehine(tabii ki bizim aleyhimize) sonuçlanır diye inanmıştık.(Genellikle de öyle olurdu).   Almanya- Belçika maçı öncesi aralarındaki güç farkına rağmen Belçika’nın hem de Almanya’da bir sürpriz yapıp maçı “alacağını” kuşkuyla aklına getirenler muhakkak olmuştur. Ama öyle olmadı. Almanya maçın ilk yarısında Belçika’yı yeneceğini açıkça gösterdi. Türk kökenli Mesut gollerden birini attı diğer ikisinin de pasını verdi. Almanya’nın nüfusu 80 milyon civarında. Almanya’da 3,5 milyon Türk olduğu söyleniyor. Geleceğin A milli takımını oluşturacak Alman Ümit Futbol Takımı’nda Türk kökenli oyuncu sayısı dokuz.  Alman Milli Takımı’nın oyuncularının Bundes Liga’da oynadıkları takımların seyircileri, komşuları arasında Türkler var, o takımların kombinesini alıyor, taraftarı oluyor. Bu nedenle Alman Milli Takımı sadece Alman kökenlilere ait değil, sınırları içinde yaşayan etnik kökeni fa…

Sıcağı Sıcağına-Deniz Kavukçuoğlu’nun Can Baba Yazısı

Yazılarını kaçırmadan okuduğum yazarlardan biri olan Deniz Kavukçuoğlu, 12 Ekim 2011 tarihli  Cumhuriyet’teki Pano köşesinde “Can Baba ve ‘Mezarlık Köpekleri’ “ başlıklı bir yazı yazmış. Bana bu yazıyı yazdıran, yazısının tiyatrodan bahsediyor olması. Takip ettiğim kadarıyla Kavukçuoğlu’nun köşesinde okuduğum ilk tiyatro yazısı. (Bu parantezi, daha önce varsa gözümden kaçmış tiyatro yazıları için açtım) Uzmanlığı olmadığı halde her konuya “dalan” "hıncal", “şanslı hergele”,  “çatlatan" yazar ve benzerlerinin  ne yaptığına ciddiyetle bakmıyorum ama Kavukçuoğlu’nun yazısını anlamaya çalışma boşa gitmeyecek bir çaba gibi geldi bana. Siyasi yazılar yazan bir yazar neden tiyatroya ayırır köşesini?

Sıcağı Sıcağına: Fırat Güllü’nün III. Richard’ı , Benim “Yaşasın Tiyatrom”!

Fırat Güllü, Mimesis’te “III. Richard : Yaşasın Türlerin Kardeşliği!” başlığı ile tam kesilip saklanacak bir yazı yazmış. Yazı, tiyatro okullarında üstünde birkaç derslik inceleme konusu olabilir, ‘seçmeli ders’e bile aday olur. Bu yazıyı Kevin Spacey ile öğle yemeği yiyip çevresine “çatlayanlar” var mı diye bakan Fatih Altaylı ve ekürisi “şanslı hergele” Ertuğrul Özkök okuyacak değil ya! Sadece Özkök’ü okuyup “onun  gibi şanslı bir hergeleye bulaşan mutluluktan pay almak isteyenleri” ayrı tutuyor;  onları “bulaşan virüsün” riski ile baş başa bırakıyorum. Laf aramızda tiyatro camiasından da Ertuğrul ile Fatih’in yazılarını okuyanlar Fırat’ın yazısını okuyacaklardan fazla olacaktır.. Belki de Fırat Güllü’nün ifadesiyle”elinde avucunda ne varsa sefahat âlemlerine yatırmış, sonunda sefil bir duruma düşmüş eski bir boks şampiyonu konumuna düşmüş gibi görünmekte –ki Türkiye gibi ülkelerde artık tiyatronun bir tür olarak bittiği bile söylenir hale gelen” tiyatronun durumunun nedenlerinden b…

Sıcağı Sıcağına : Kevin Spacey ile Liselilere Atölye

Okuduğum yazılardan ilgimi çeken cümle, paragraf vb üzerine sıcak sıcak düşüncelerimi paylaşayım diye düşündüm. Yapabilirsem başka yazılar için de yapmaya çalışacağım. Bu tür yazılar “üstünde uyunmayacağı” için hatalı olması olanaklı, şimdiden affola! Ayşan Sönmez “Kevin Spacey Foundation’dan Liseli Tiyatroculara Atölye” başlıklı bir yazı yazmış,eline sağlık. Orada olamayanlar için mükemmel bir paylaşım.

Keşanlı Ali Destanı-Yanıta Yanıtın Yanıtı(YYY)-Ömer F.Kurhan

“Keşanlı Ali Destanı- Ömer F.Kurhan’ın Yorumu Üzerine”  başlıklı yazıma,  Ömer F.Kurhan,  “Keşanlı Ali Destanı”nda Oto Sansür Olgusu ve Melih Anık’ın Bir Yanıtına Yanıt” başlığı ile yanıt vermiş. (Mimesis - 6 Ekim 2011) Benim “yanıtın yanıtına” yanıtım aşağıda: Haldun Taner Tiyatrosu üzerine kitap yazmış olan Prof.Dr. Ayşegül Yüksel , Keşanli Ali Destanı oyunu kariyerlerinde önemli köşe taşları olan sanatçıların sessizliği sürerken  benim bu konuda yorumlar yapmamı, yazılar yazmamı doğrusu tuhaf bulmaya başladım. Bir ikinci tuhaflık da konu senle bana (yani iki büo’luya) kaldı, Kaya bile ortalarda yok.

Keşanlı Ali Destanı- Ömer F.Kurhan'ın Yorumu Üzerine

Ömer F. Kurhan, Mimesis’de yayımlanan “Yazarlığın Ağırlığı, Eleştirmenin Hafifliği”  başlıklı yazıma  2 Ekim 2011 tarihinde bir yorum yazmış: “Melih Anık’ın bu kapsamlı değerlendirmesinde, Haldun Taner’in eseri adına, neredeyse bir dokunulmazlık talebi var gibi geldi bana. Bu mümkün değil. Bir dönem örneğin Nazım Hikmet’in şiirlerinde kadına bakış açısı sorgulanmıştı. Ya da ünlü Kuvay-ı Milliye Destanı’nın dar milliyetçi bir bakış açısıyla şekillendiği eleştirileri yapıldı. Gerçekten de Nazım Hikmet’in Kürtler bakış açısının bazı Kürt aydınlarıyla (Kamuran Bedirhan)yazışmalarında farklı, bazı sanat eserlerinde farklı biçimler alabildiğini biliyoruz. Bu tip eleştirel yaklaşımlar sanatçının eserinin sanatsal prestijinden ziyade o sanat eserinin şekillenemesini etkileyen bakış açısını sorgular. Kestirmeden bir öğretiyi doğrulama ya da yanlışlama derdindeki “eleştiriyi” kast etmiyorum tabii ki. Bu anlamda Moliere’in ya da Shakespeare’in eserlerinde Kral’a atfedilen rol de kritiktir örneğin.