Kayıtlar

Ağustos, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Beşir Ayvazoğlu'na Açık Mektup- M.Ertuğrul

Sayın Beşir Ayvazoğlu, "Muhsin Ertuğrul’un Ruhu" başlıklı yazınızı okudum, üzüldüm, sizinle paylaşmak istedim. Tarihte kalıcı olan değerler bazı dayatmalar sonucu elde edilmiş ve köklenmiştir. O direnme ve dayatmalar olmasa insanlık bugün elde ettiği iyilik ve güzelliklerden mahrum kalacaktı. Bugün açan çiçekler geçmişteki çabaların sonucudur. En kötü ihtimalle bilgide yanlışın bile değeri vardır. Muhsin Ertuğrul kendi dönemi içinde Türk Tiyatrosu için başarıları hatalarından fazla olan kişilerden biridir. Dinimize göre beratlar bile toplam amele bakılarak veriliyor değil mi?  Türk Tiyatrosu’nda onun emekleri pek çoktur.  Yaptıklarını da dönemsel olarak yargılamak ve bir zaman dilimi içinde sonuçları ile değerlendirmek doğru olacaktır. Ayrıca her dönem kendi karakterlerini yaratıyor, bazılarına bazı etiketler yapıştırıyor, onlar hak etmese de. Her hangi birini beğenmediğimiz bir dönemle irtibatlandırıp suçlamak bana haksız geliyor hele aramızdan ayrılmış ve kendini savunmak imk…

Prof.Dr.Dikmen Gürün'e Açık Mektup - "War Horse"

Sayın Prof.Dr.Dikmen Gürün, Broadway’den bir müzikali Türkiye’ye getirmek  şimdilik mümkün değil ama bir parçasını getirmek mümkün müdür? Müzikallerde kullanılan teknikler ilginç yaratıcılık örnekleri sunuyor. Örneğin War Horse’daki atlar oyundan daha ilginç. Sahnedeki at, teknik ve estetik olarak yaratılmış bir ürün, imalatı ve performansı başlı başına bir olay.  Performansına bakınca atı sahicisinden ayırdetmek zor. Bire bir ölçekteki at kuklasının yapılışı, malzeme seçimi ve sahnedeki oynatılışı  bir atölye çalışması olabilir. Atı yaratan ve oynatan “Handspring Puppet Company”,  yöneten/yapımcı  "National Theatre of Great Britain" ile birlikte çalışmış. Oyunun bir atını, yaratıcısı ve oynatan ekibi(3 kişi) ile birlikte Türkiye’ye getirmek, hem atölye yapmak hem de seyirciler için gösteri(ler) düzenlemek bence çok keyifli olur. Kuklanın çağdaş sahnelerde kullanılışının örneklenmesi bizim gösteri dünyamıza katkı yapacaktır. Kukla atı satın alarak sergilemek de ayrı bir kaynak …

“Lütfiye Anık” Usulü Ev Tarhanası Yapımı

Annem her yaz tüm ailemiz (çocukları,torunları) ve dostları için ev tarhanası yapar. Aşağıdaki tarif yaklaşık 20 kavanoz(850 gramlık bal kavanozu) tarhana yapmak içindir. İhtiyaca göre malzeme miktarları ayarlanmalıdır.  Malzeme: 3 kg kuru soğan 2 kg domates 1,5 kg Çarliston biber 1 kg kırmızı biber 1 kg süzme yoğurt 6 kg un (Kuruma aşamasında İlave olarak 1-2 kg daha) 2 Yumurta

250 gram tuz 2 poşet kuru maya 1 çay kaşığı şeker Yapılışı: Bir bardak ılık suya şekeri ve kuru mayayı koyun karıştırın ve kabarmasını bekleyin. Domatesin kabuklarını  soyun, soğanı ayıklayın, biberlerin saplarını ve çekirdeklerini çıkarın ince ince doğrayın, süzme yoğurdu, yumurtayı, tuzu ekleyin ve tüm malzemeyi mikserden geçirin. Elde ettiğiniz karışıma kabarmış mayayı, unu katın ve karıştırın.  Kaşıktan düşmeyecek kıvamdaki  malzemeyi bir kaba koyun ve üstünü kapatın, beklemeye alın. Malzeme bir gün içinde yaklaşık iki katına kabaracak. Bu nedenle koyduğunuz kabı seçerken buna dikkat edin. 24 saat sonra malzemeyi kontro…

Bir Yoruma Cevap - Mahir Günşiray

Mahir Günşiray, 23 Mart 2008 tarihinde Tiyatro Dünyası’nda yayımlanan yazımı yorumladı: “Affedersiniz, Melih Anık kimdir? Büchner’in bir deha yazar olmadığını düşünen, oyun hakkındaki fikirlerini ancak internetten aldığı alıntılarla açıklayan; tiyatro oyunevi hakkında hiç bir fikri olmayan, muhtemelen 11 yıldır hiçbir oyunumuzu seyretmeyen, dramaturginin ne olduğunu bilmeyen; yorumlama, "yeniden okuma" kavramlarından bihaber, sadece göz ucuyla görüşler defterimize bakıp, onlarca yazının içinden bir cümle seçip, seyircinin düşüncesiymiş gibi oyunu seyretmeyenleri yanıltan, çeviri konusundaki gördüğüm en tuhaf bakış açısına sahip bu kişiyi tanıyabilirsek "Neden Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları her geçen gün daha da tiyatrosuz yaşamaya alışıyor?" sorusuna da yanıtı bulabiliriz belki. Şimdiden bir kaç neden sıralayım: ilgisizlik, cehalet, sığlık, dar kafalılık, muhazafakarlık, ego, zevksizlik... Oyunun yönetmeni ve oyuncusu olarak, yeni çalışmamın provaları bittiğinde daha…

Testosteron – Bir Yoruma Cevap - Fatih Koyunoğlu

Resim
Fatih Koyunoğlu 30 Aralık 2008 tarihinde Tiyatro Dünyası’daki yazımın altına şu yorumu yazdı:
“Hiç birşey yapamıyorsan eleştir gitsin, atış serbest ya tutarsa! Tutmasa da ne kaybedilir ki varlığını ispatlamış olursun! Çamur at izi kalsın! Vur yağmala mütemadiyen... Melih Anık da rüştünü ispatladı işte şimdi şu anda tam da şimdi ... Bakın varsaydık, eleştirmen dedik tam da şimdi işte...Oyun Atölyesi ezber bozan tavrıyla daha çok eleştirmen türetecek!"
Bu yorumu yazdığında Fatih Koyunoğlu’nu tanımıyordum. Zamanla tanıdım.
Fatih Koyunoğlu ne demişti : “Melih Anık da rüştünü ispatladı işte şimdi şu anda tam da şimdi ... Bakın varsaydık, eleştirmen dedik tam da şimdi işte... Oyun Atölyesi ezber bozan tavrıyla daha çok eleştirmen türetecek!”
Ben geçen 3 yıl içinde “türemiş bir eleştirmen”(?) olarak “rüştümü ve varlığımı ispatladım”(?) “attım tuttum”(?) Tiyatro Adam'ın son oyunu Generaller, Savaş ve Barbekü'yü yazdım, Fatih Koyunoğlu’nun tiyatrosu yazıma bağlantı verdi.(http://www.…

Testosteron – Bir Yoruma Cevap - Metin Coşkun

Tiyatrocu  Metin Coşkun, 2 Ocak 2009 tarihinde  Tiyatro Dünyası’ndaki yazımın altına şu yorumu yazdı: “ZIRVA TEVİL KALDIRMAZ!! Bir yazı(!) yazıp, tepkiler yükselince başka bir yazıyla yazısının "yeniden okunması", "tarafsız okunması", "hiç bir etki altında kalmadan okunması", ne dediğinin değil "ne demek istediğinin" anlaşılmasını istemek, "şecaat arzeylerken sirkatin söylemek" değilse nedir? Sanal ortamda vıdı-vıdı etmeyi değil, seyircinin karşısında olmayı tercih ettim ve ediyorum ancak; ortada iki soru var ki cevaplanması gerekiyor. -"Oyunu ve yorumu kendinize ve seyircinize yakıştırıyor musunuz?" El cevap: EVET! (Açmak gerekirse, bu güne dek içinde olduğum oyunların en sevdiklerimden biri. -Sınıflandırmayı sevmediğim için kaçıncı olduğunu söyliyemeyeceğim-) -"Oyunu beğenmediğini ifade eden bir görüş karşısındaki hakaret kampanyasında mı yoksa düşüncenin özgürce ifade edilmesinde direnmekte mi birleşeceğiz?" El cevap: Y…