Kayıtlar

Ekim, 2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ADSIZ

Adsız kahramandı eskiden
Şimdiki yorum yazıyor.
Adsız cesurdu
Şimdiki korkak
Adı da olsa
Adsız sahtekâr!

Free Zone İstanbul Sergisine Yapılan Saldırı Üzerine Düşünceler

Resim
İki Danimarkalı  tasarımcının (Rosan Bosch ve Rune Fjord Jensen) İstanbul günlük hayatı için yaptıkları işlerin sergilendiği Free Zone İstanbul adlı  sergi saldırıya uğradı. Atatürk resmini içeren bir levha yırtıldı.
İçinde yaşadığımız “hiçbir şeyin gizli kalmadığı dünyada” “Bizi okumadıysanız haberiniz olmamıştır” vehmi(üzerine bir yazı iyi olur) içindeki köşe yazılarından çok daha önce olay duyuldu ve yayıldı.
Ben olayı öğrenince tasarımcılara bir mesaj gönderdim sorular sordum. Şu ana kadar cevap gelmedi. Muhtemelen Rosan Bosch İstanbul’da olduğu ve düşüncelerini ifade ettiği için ek bir açıklamaya gerek duymamışlardır diye düşünüyorum.
Yazımı okuyacak olanlar arada bir “Onu bunu boşver ya şiddet ,şiddet!?” diyeceklerdir. Onun için baştan düşüncemi özetliyeyim : “Şiddet kötüdür. Düşüncelerin serbestçe açıklanmasına karşı şiddet binlerce defa kötüdür. Kabul edilemez, mazur görülemez, gösterilemez.” Şimdi düşüncelerimi açıklamaya devam edebilirim herhalde.
Bu arada CHP’liler kendi haller…

Testosteron – Bir Yoruma Cevap - Bengi Günay

Bengi Günay sahne tasarımcısı. Son yıllarda Oyun Atölyesi’nin oyunlarında onun imzası var.  Bir tasarımcının aynı  tiyatro grubu( aynı yönetici)  ile çalışması bence o tasarımcıyı zanaatkâr hâline getirme riski taşır. Tabii ki ekip çalışması, yönetmeni tanımış olmanın avantajları da var ama aynı yönetici ile sahne hayatını sürdüren bir oyuncu için bir süre sonra nasıl bir sığlaşma başlarsa tasarımcı için de aynı risk vardır. (Bu yöneticinin kim olduğu ile de ilgili bir sorun)
En son ,  7 oyununda onun başarılı sahne ve kostüm tasarımını gördüm.  Onun gibi düşünsem onun başarısını “görmemem” gerek.  Ama ben o değilim. Önceleri Oyun Atölyesi “kadro”su içinde olan Bengi Günay tiyatronun portalinde şimdi öyle gösterilmemiş.

Testosteron - Bir Yoruma Cevap - Fırat Tanış

Oyun Atölyesi’nde oynanan Testosteron isimli oyun hakkında bir yazı yazdım. (“Oyun Atölyesi - Testosteron: Soytarılar Panayırı”) Çoğu Oyun Atölyesi çevresinden gelen yorumlar  yapıldı. Aradan geçen 2 yıl sonunda şu günlerdeki gündeme düşen “yavşak” üzerinden yapılan yorumlar, gönderilen ihtarnameler vb çerçevesinde  yazılanları hatırlayalım istedim.
Genellikle yorumlardaki isimlerin gerçek olduğuna inanmak zor. Ama bu zamana kadar aksi belirtilmediği için isimlerin gerçek şahıslara ait olduğunu düşünüyorum. Aksi belirtilir, gerçek şahıslardan uyarı alırsam düzeltirim.

Yorumlardan  ilki Testosteron oyuncusu Fırat Tanış’a ait:

“fırat tanış-12/29/2008
"Yazı" nın (salt ve sadece -yazının-) şiddet yoksunu masumiyetine sığına sığına şiddet uygulama -hadinsiye- korkaklığınızdan 
"Milyon-milyon ytl ler harcayıp,üç temsilde (ve bazen prömiyer yapmaksızın)oyun kaldırıp ödeneklerini hasır altı ediveren,emeğini ve umudunu sömürdüğü ve artık sözleşmeli mi-sözleşmemeli mi ne halt olduğ…

Anket Yapıyorsan, "At bir Teklik" !

Bir bankadan aradılar.Hizmetlerini anlatacaklarmış.”İyi gün”ümdeydim."Peki dinliyorum" dedim.Hemen bir soru geldi : “Hangi takımı tutuyorsunuz?” Durdum. “Bu gibi kişisel soruları telefonda cevaplamıyorum?” dedim. “Tuttuğunuz takımı neden söylemiyorsunuz?” “Niçin söyleyeyim? Sizden alacağım bankacılık hizmeti için gerekli mi?” Yaptıkları ankete cevap alamazlarsa bilgi veremiyorlarmış. Onlar veremiyor ama benden bekleniyor. Ben sorusuna cevap vermeyeceğimi söylediğim için konuşma bitti.

Bir Genel Sanat Yönetmeni’ne Mektup

Unutmayın ki sizin anneniz babanız da “Ben zamanında …” hikâyeleri anlatıyor. Siz de ayni hikâyeleri anlatmaya aday olabilirsiniz . Onlara haddini bildirmeye kalksanız  “kahraman” olur musunuz ? Önemli olan en azından kendi çocuklarınızın gözünde benzer  hataları  tekrar etmemek değil midir , onlara saldırmak yerine ? Hele bu çıkışınız geçmişi düzeltmeyecek ve kendinizin de içinde olacağınız bir gelecek için garanti vermeyecekse.
Kaldı ki “Kutsala mı dokundum?” sorusunun algısı çok geniş . Bu “Kutsal ne?”, “Kutsala dokunurum?”dan başlayarak geniş bir açılımı kışkırtıyor,besliyor.