18 Temmuz 2014 Cuma

Kosta Kortidis’in 'Rulet’i

Kosta Kortidis’i oyuncu diye bilirdim, meğer ‘yazar’mış da. 2012 Cevdet Kudret Edebiyat Ödülleri’nde yazdığı oyun Rulet, finalist olmuş. Oyunu kendisinden istedim ve okudum.

Rulet, 1943 yılında Nazi’lerin büyük hayâlinin sonuna doğru gelinmekte olduğu, Nazi ordusunun Berlin’e doğru çekildiği bir dönemde Ruslar tarafından yakalanan ve hapsedildikleri hücrede başlarına neyin geleceğini bilmeyen bir Binbaşı ve bir Başçavuş arasında geçiyor. Bu iki insanın ortak kaderi yaşamalarından kaynaklanan dayanışma, aynı hücrede geçen günlerin kırk yedincisinde doğal olarak kişisel geçmişlerin paylaşılmasına yol açar. İlk kırk altı günü bilmiyoruz ama hayâlimizde o günleri ‘yazma’mızın önünde bir engel yok. Muhtemelen esirleri esir alan korkudan, geçen zaman içinde umut filizleri yeşermeye başlamıştır. Bu umut, kurtulma hayâllerini besler. Oyunun sonlarına doğru, kendisinden bahsedilen Rus Yüzbaşı sahneye çıkar. Yüzbaşı’nın girişiyle iki Nazi subayının oyun süresince duydukları seslerin nedenini anlarsınız; Nazi subayları arasındaki dayanışma ve dostluğun rengi değişir.

16 Temmuz 2014 Çarşamba

Yonca Gezgin’in Tezi: ‘Tiyatro ve Delilik’

Yonca Gezgin’i İstanbul Aydın Üniversitesi tarafından Ayşenil Şamlıoğlu’nun rejisi ile sahnelenen Lysistrata isimli oyunda seyrettim. Sahneden yayılan ışığını fark etmemek imkânsızdı. Oyunu yazdım ve Yonca Gezgin’den bahsettim. Kendisi ile karşılaşmadım, el sıkışmadım ama gerek Twitter gerek Facebook’da paylaşımlarından okul bitirme projesi olarak ‘Tiyatro ve Delilik’ üzerine bir tez yazdığını öğrendim. Kendisinden rica ettim, tezini gönderdi, okudum.