19 Ağustos 2013 Pazartesi

Masumiyet Müzesi Bir Aşk Romanı mı?

Masumiyet Müzesi'ni ilk elime aldığımda 50.sayfasında bunaldım, ikinci kere elime aldığımda  332.sayfasında ve 56. Bölümde pes ettim. (Tamamı 586 sayfa.)Son bölümlere atladım ve kitabı bitirdim(!)

Roman, karakter incelemesi yerine karakterlerin yaptıkları üzerine odaklanmış. Pek tabi ki eylemine bakarak  karakteri çizmek ve ruh hallerini anlatmak da mümkün. Bu açıdan bakınca okuyucuya daha çok iş düştüğünü söylemek mümkün. Zira romancı bu konuda özel bir çaba harcamıyor, olay anlatıyor.  Sayfalar dolusu ayni tutkunun değişik biçimlerinin anlatılması, sonuçsuz ve sonsuz bir iç daralması verdi bana; romanın içine düştüğü girdap beni de yuttu. Sevgilinin eşyalarına duyulan saplantı seviyesindeki bağlantının romanın tek ve orijinal çıkış noktası olması romanı sığlaştırmış. İnandırıcı da değil. Ve bir yerden sonra biteviyeleşiyor. Hatta bazı sahneler bana turistlere yapılan Galata Kulesi eğlencelerini hatırlattı. Turistler için ilginç olabilir. Oldu da… Pek çok dile çevrilen romanı kendi dillerinde okuyan  yabancılar kitaba bayıldı. Ama yabancıların romanın kurgusundaki  derinliği anlayamayacak olmaları onların şanssızlığı, anlamamız bizim için büyük keyiftir. Onlar için Türkçesi önemli değildi tabii ama beni rahatsız etti. Hatta romanı bu amaçla yeniden okumaya ve not almaya başladım ama henüz bitiremedim.