Kayıtlar

Temmuz, 2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Otellerde Enerji Tasarrufu

Otellerde gelişen bir uygulama  var  : Enerjiyi tasarruflu kullanmak.
Otel odasına giriyorsunuz ve kart şeklindeki anahtarı kapının hemen yanındaki deliğe yerleştirmeden odaya elektrik gelmiyor. (Kimse yokken odada sadece buzdolabına bağlı priz “canlı”.İçkiler buz gibi ama oda hamam!)
Kredi kartı gibi olan oda anahtarı , odayı “elektriklendirmek” için kullanıldığı gibi  oda anahtarının bağlı olduğu halkaya  bağlanmış ve kredi kartından biraz daha kalın bir parça da bu amaçla kullanılabiliyor. Yöntem otelin “dijitalleşme”sine bağlı.
Herkes bu parçayı anahtar halkasından söküp  odadan çıkarken ait olduğu delikte bıraktığı için olmalı artık halkanın açılma noktasını lehimliyorlar. Kırılması mümkün ama otelde ayrılırken  yaptığınız ortaya çıkacağı için kimse de “uğraşmak” istemiyor.
Kredi kartı gibi olan anahtarlarla iş daha kolay. İkinci bir anahtar alıp (resepsiyondaki “patronun adamını” ikna edebilirseniz!) onu yerinde bırakmak siz yokken odayı “elektrikli” yapıyor ama ucu lehimlenmiş ha…

Meslek Seçimi

Mayıs’dan başlayarak Ekim'e kadar yılın bu aylarında bazı evlerde önemli bir konu ,gündem oluşturuyor: Meslek seçimi.. O yıl üniversiteye girecek çocuğu olan aileler tüm bilgi, tortu ve beklentileri ile katkıda bulunarak en doğru seçimin yapılması için çaba harcıyorlar. Kendisine sorulsun sorulmasın ailenin yakın çevresi de olayın içine karışıyor. Herkesin de bir fikri var! O zamana kadar salt “Üniversite okuma” ile genelleşen arzu, bu aylarda daha somut soruların yanıtlarını bulma zorunluluğunu  getiriyor : Hangi üniversite? Hangi meslek? Her yıl yenisi açılan üniversiteler , iyi öğrenciyi kapma yarışındaki üniversitelerin “gel-gel”leri , maddi koşulların zorlaması , kılık kıyafette farklı kurallar vb ölçütler tercihlerin dayanakları durumuna gelmiş. Bir de bir kararla tüm düğümün çözüleceği , geleceğin kararlaştırıldığı inancı bu ayları tam bir kaos haline getiriyor.

Ahmet Hakan ve “Alaturkanın Yükselişi ” (!)

Ahmet Hakan köşesinde “Alaturkanın Yükselişi” başlığı ile bir yazı yazmış.
Nahide’de sahneye çıkan Nev’in , yeni çıkardığı “Bir Nev-i Alaturka” adlı albümünde yer alan şarkılarını dinlemiş. İki şey dikkatini çekmiş: “-BİR: Nev'in alaturka şarkıları çekici hale getirerek söylemesi. -İKİ: Dinleyicilerin alaturkaya susamışlıkları... Nev'in kendine özgü şahane yorumuyla “Kimseye etmem şikayet”, “Ey but-i nev eda”, “Kapıldım gidiyorum bahtımın rüzgârına” gibi şarkıları dinledikçe, hepimiz “Ne kadar da özlemişiz bu şarkıları” deyiverdik.” diye yazmış.
“Susayan” herkes için her zemin ve zamanda alaturka dinleme olanağı olduğunu bilen biri olarak şu soruları sordum (…. kendime) :
Alaturka şarkıların “çekici hale gelmesi” ne demek ?
Bu "çekicilik" alaturka müzikte yeni bir "trend"in habercisi mi ? (Yani Türk yemeklerinin İngiliz damağına (?) uygun hale getirilmesi gibi mi?)
Dinleyiciler “çekici hale gelen” alaturkaya mı susamışlardı ? Yoksa "alaturkaya susamışlardı&qu…