22 Kasım 2013 Cuma

"Barış Adlı Çocuk"

Zaplarken ekranda önüme çıkan bir dizide gördüm onu. Adını bilmiyordum. Diziyi de beğenmiyordum, onu da..

Bir gün bir oyuna  gittim. Oynayanları tanımıyordum. Baktım sahnedeki üç oyuncuyu da TV ekranlarından tanıyorum.Oyun bitiminde çıkışta oyunun iki oyuncusu ile karşılaştık, onları artık isimleri ile biliyordum. Onlar da beni tanıdıklarını belli ettiler. İkisi de çok saygılı idi. Ayak üstü sohbet ettik. Onları tanıdım.  Oyunculukları hakkında aklımdan geçenleri paylaştım onlarla. Büyük bir içtenlikle, alınmadan dinlediler beni.

Aradan bir süre geçti. Bir anne tanıdım twitter’da. Oğluna hayran bir anne. Onun oğluna hayranlığına ben de hayran kaldım. Takip etmeye başladım. Oğlunun dürüstlüğü annesinden kaynaklanıyor diye düşündüm hep. Oğluna isim koyarken Sevgi Soysal’dan esinlenmiş olduğunu düşünmek hoşuma gidiyor.

Bir gün ‘oğul’un oynadığı yeni oyuna gittim. Oyun sonu onu bekledim kulis çıkışında. Beni görünce samimiyetle sarıldı. Ben de ona sarıldım. TV ekranındaki oyunculuktan kurtulmaya başlamıştı. Daha iyi oynuyordu artık. Söyledim.

Gezi olayları ile başlayan süreçte daha çok tanındı. Hesapsız konuşuyordu. Onun için endişelendim. Hatta ismini vermeden birkaç twit yazdım, kızıma yazsam öyle yazardım.

Bu sabah göz altına alındığını öğrenince üzüldüm. Annesine bir twit yazdım. Ben bir babayım.

Sonra Sevgi Soysal’ın “Barış Adlı Çocuk” isimli kitabını çıkardım kütüphanemden, "Barış Adlı Çocuk" hikâyesini  okudum. Sevgi Soysal'ın yüreğindeki sevginin sonsuzluğunu ve sınırsızlığını duydum yeniden.

Sevgi Soysal’ı okuyun derim, onun yüreğiyle tüm çocukları sevebilmek ve yarına umutla bakabilmek için..Zira hepimizin kurtuluşu sevgide ve barışta..


Melih Anık