28 Ocak 2013 Pazartesi

“Yeni Seyir Halleriyle Yerli Metinler” Söyleşisi Üzerine Düşünceler


Alternatif Tiyatro Mekânları Ortak Girişimi 12 Ocak – 20 Ocak 2013 tarihleri arasında “Yerli Metinler Haftası” düzenledi. Cumartesi’den Cumartesi’ye her  gece Ortak Girişim Tiyatroları’nın biri programa alındı ve takip eden Pazar günü(20 Ocak) Kumbaracı50 salonunda  Sevinç Erbulak’ın yönettiği “Yeni Seyir Halleriyle Yerli Metinler” söyleşisinde  oyunların yazarları görüşlerini paylaştı.

Son seyrettiğim oyun, “Kimsenin Ölmediği Bir Günün Ertesiydi”  ile ilgili hazırladığım yazıda ben de tiyatro yazarlığına büyük bir bölüm ayırmıştım. Yazıyı yayımlamadan önce yeniden gözden geçirmem için bu söyleşi toplantısı bana fırsat gibi geldi. “Dışarıdan” yazarlığa bakma çabam, yazımda Ebru Nihan Celkan’ın isminde  bir örnek olarak paylaştığım “yazarlığa” ait görüşlerim, yazarların kendi ağızlarından anlattıkları ile ne kadar buluşacaktı, bu merak ile dinleyici olarak toplantıya katıldım.

İlk bölüm tüm yazarların ilk tur konuşmalarından oluştu yaklaşık 2 saat sürdü; verilen aradan sonra “mekânın yaratıma etkisi”nin tartışılacağı duyuruldu. Ben merak ettiğim konuya odaklanmak istediğim ve de yoğun geçen iki saatten sonra aynı zindelikle devam edemeyeceğimi hissettiğim için o konu başlığında yapılan ikinci bölüme katılmadım, toplantıdan ayrıldım.

15 Ocak 2013 Salı

Filmden Tiyatro Çıkardım: “The Sessions”ın Senaryo Özellikleri


Türkçeye Aşk Seansları  ismiyle tercüme edilmiş The Sessions,  “çelik ciğerli” şair Mark O’Brien’in  ilk seks deneyimi için bir terapist ve bir rahipten yardım almasının hikâyesi. Çocukken geçirdiği ‘polio’, şairi yatağa bağlamış  ve çelik bir ciğer kullanmasına neden olmuş. 49 yaşında hayata veda eden  Mark O’Brien’ın  yatağa bağımlı sürdürdüğü hayatına ait 1997 yapımı bir belgesel de var,  Jessica Yu tarafından yönetilmiş , ''Breathing Lessons: The Life and Work of Mark O'Brien''.  Mark O’Brien’in en az yardımla hayata tutunma azmi ona, 1994 yılında bir Akademi Ödülü getirmiş.

San Sebastian ve Sundance Seyirci Ödülü, Sundance Jüri Özel Ödülü’nü alan ve  John Hawkes, Helen Hunt and William H. Macy’nin oynadığı “The Sessions” isimli film Türkiye’de ne kadar ilgi görecek bilmiyorum. Yardımcı Kadın Oyuncu dalında aday olan Helen Hunt Oscar alırsa belki bir kıpırdanma olabilir. Belki “Helen Hunt’ın ‘en cesur’ filmi olması” ilgi çeker.

Ben genellikle olduğu gibi filmden tiyatro çıkardım. Senaryoyu genç yazarlarımızın incelemesini öneriyorum. Üç kişi arasında kurgulanmış bir filmde bir terapist ve bir rahip dengeyi kuruyor. Bu tipik bir Amerikan kurgusu.  “Anlayışlı” rahip, toplumun hizmetinde ve “halktan biri”. Bu din adamının toplumsal rolüne bir örnek. Din adamı sorgulamıyor, anlamaya çalışıyor, bu dünyanın katlanılır olmasına yardım etmek için hazır bekliyor.  Filmde vicdanın, merhametin, affediciliğin sembolü. Terapist ise bilimi temsil ediyor. Bu lâik bir ayrım.  Terapisti “sokak kadını”ndan ayıran özellik ise onun “deneysel araştırma” yapıyor olması. Kocası ise işi, düşünmek olan bir felsefeci. Başka bir kocanın olanları “anlaması” ise mümkün değil zaten. O bile bir ara yoldan çıkıyor zaten ama eşler arasındaki ilişki “çok düzeyli”.  Bu arada toplumun tepkisi ise bir otel resepsiyonunda görevli bir adamın tepkileri ile veriliyor ki vurgulamak istediğim husus bu. Algılanması kolay olmayan ama az rastlanır olsa da var olan bir dert karşısında resepsiyonistin konuya yabancılaşmasının verilmesi önemli bir ayrıntı. Resepsiyonist, toplum tepkisinin bir sembolü.  Ama o da bir Çinli yâni topluma “Fransız”.. Yâni hem konuya hem de olaya “yabancı”.

İddiasız görünen senaryonun bu kurgusu, “bir”den "çok"luk yaratma becerisi, senaryo içi dengenin kuruluşu  ve dialog başarısı dikkat çekici.

Melih Anık  

13 Ocak 2013 Pazar

Bir Hayâlin Yıkılışı : “Son Şangrila”(?) Butan


Butan’a  seyahat etme düşüncesi  “gayri safi mutluluk” ifadesini ilk duyduğum anda başladı. Ülkenin Kral’ına ait bu sözü duyduğumda kendimi  “mutluluklar ülkesi” hayâli içinde buldum. Araştırdığımda Butan seyahatleri bir başka ülkeyle birlikte yapılıyordu. Oysa ben sadece Butan’da zaman geçirmek istiyordum. Sonunda bu olanak doğdu ve “Son Şangrila..Trongsa Festivali ve Butan” gezisine katıldım. Ama şunu bilmekte yarar var, Butan’a sadece Butan uçakları (Druk Air) inebiliyor. O nedenle de bir ‘ara-ülke’den geçmek lâzım. Bize uyan havaalanı ve şehir Delhi oldu. Giderken yarım, dönerken bir gün Delhi’de zaman geçirdik.