29 Eylül 2014 Pazartesi

Fazla Mesai Olarak Tiyatro: Artiz Mektebi

Vaktim ve haberim olursa tiyatro ile ilgili yapılanları (en azından bir örneği) takip etmeye çalışıyorum. Tiyatronun esasları üzerinde yapılan şeyler  yok hükmünde. Geriye oyunculuk atölyeleri, pıtrak gibi çoğalan toplulukların oyunları kalıyor. Oyunculuk atölyeleri ile ilgili görüşlerim olumlu değil. Ülkede üniversite, akademi adı altında pek çok okul var ama mezun olanlar  beğenilmiyor. Herkes kendi oyuncusunu yetiştirmeye çalışıyor.  Derme çatma programlarla altı ayda, sonradan ‘sanatçı’ adını alacak ‘ham’ oyuncular çıkıyor ortaya. Kimileri dizi oyuncusu yetiştiriyor. Oyuncu ajansları  ile yapım firmaları iç içe. Kendine göre mantığı olan bir düzen kurulmuş. Oyuncu bir diziye kapağı atma karşılığında tiyatro sahnesinde bedavaya razı. Fazlasını istese de alamaz zaten.  Bazı tiyatrolar bunu kullanıyor. Dizide biraz para kazanan kendi tiyatrosunu yapmak için bir oturma odası bulmaya çalışıyor. Ona bir felsefe giydiriyor. Biraz kendi görünüyor biraz da salonunu salonsuzlara kiralayarak sabit giderleri başkasına taşıtıyor. Bu tiyatro âleminde bir gücün ortaya çıkmasına neden oluyor tabii ki. Salonu olanın yanlışları ‘görülmüyor’. 'İç eleştiri' yapılamıyor. Onlarca ‘mini’ topluluk ayda bir gösteri yaparak hayatta(gündemde) kalmaya çalışıyor; aldıkları ya da alacakları yardım dosyasına iliştirmek için haklarında bir yazı çıksın diye eleştirmen peşinde koşuyor. Yeni bir oyundan önce  twitter’da eleştirmenler takip edilmeye başlanıyor. Ardından davet geliyor. Davet ederken ‘sizin yazıklarınıza bayılıyorum. Sizin gibi nesnel eleştirmen yok’ övgüleri, yazı istedikleri gibi çıkmamışsa twitter takibinden vazgeçişler yazıyı da görmezden gelmeler. Galaya çağıran, çağırmaktan vazgeçiyor. Ama onlar o kadar çok ki galasız kalmıyor eleştirmen. Allahtan Yaşam Kaya var da imdada yetişiyor. Kendi helâk ediyor adam.  ‘Çağırmazsanız sizi yazmam’ diye korkutuyor, iyi yer vermezlerse olay çıkartıyor da eleştirmenliği kurtarıyor(!) Karşılığını da veriyor, her yere koşturuyor her gördüğüne boncuk takıyor. Akmen’ler ailece bu işin içinde. Tiyatro bir hayâl âleminde yuvarlanıp gidiyor. Ama kocaman bir kar topu olup ülkeyi da sarsamıyor zira dağdan düşerken kar tanelerinin hepsi kendi topunu yaratmak hevesinde toz olup havaya dağılıyor.