26 Mart 2014 Çarşamba

Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Tiyatro Yardımı İçin Açılan Davalar

Haberi okudum:

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca özel tiyatrolara sağlanan 2013-2014 ödenekleri bir hayli tartışma yaratmış, önceki yıllarda ödenek alan bazı tiyatroların ödeneği kesilince, "Gezi'ye destek verdikleri için" bu durumun ortaya çıktığı öne sürülmüştü.
Genco Erkal, Gülriz Sururi, Rutkay Aziz, Ferhan Şensoy, Levent Üzümcü, Orhan Aydın, Kemal Kocatürk ve Emre Kınay’ın da aralarında olduğu sanatçılar bakanlığın "keyfi ayrımcılığına maruz kaldıklarını ve kendi yandaşlarına birden fazla ödenek gösterildiğini" açıklamış, kararın iptali ve yürütmenin durdurulması için davalar açmıştı.

24 Mart 2014 Pazartesi

Mauritius İzlenimleri 7



Sonradan İngiliz Başbakanı olan 'William Pitt 'The Elder' (1st Earl of Chatham)1761'de  "İngilizler Hindistan'ı kontrol etmek istiyorlarsa Mauritius'ta Fransızlar olmamalı" demiş. 1860 yılında İngilizler, adayı Fransızlardan almış. Buna rağmen Fransızlar adaya Fransız kalmamışlar hâlâ adada mevcudiyetlerini hissettiriyorlar, hiç bir Fransız markası burada üretilmemesine rağmen ve  İngilizlerin neredeyse her markası burada  üretildiği halde. Dünyayı başka şekilde görmek de mümkün. Seyahatler bu işe yarıyor.
Mauritius erkek egemen bir toplum. Şaşırtıcı değil, değil mi? Ama eşleri ile seyahat eden golf tutkunları da onlardan farklı değil. Avrupa'dan kilometrelerce uzağa erkeğin golf keyfi öne alınarak geliniyor. Erkekler golfteyken kadınlar kumsalda bronzlaşıyor. Akşam yemeklerine "dress code" geleneğine uyarak "iniyorlar". Kaldığımız otelin iki golf sahası var. Yollarda  oradan oraya taşınan golf takımlarını görmek mümkün.
Mauritius'ta görülecek yerler birbirinden uzak. Arabaya ihtiyaç var. Şoförlü bir araç kiralayıp günü programlamanız gerekiyor. Tam gün ya da yarım gün planlama yapıyorsunuz. Biz de öyle yaptık. Birlikte tura çıktığımız rehber-şoför bir Mauritius halk aydını çıktı. Her konuda konuştuk, o da sorularımıza cevap verdi. Bu yazı dizisinde ondan bahsetmesem olmaz. AJAY PARAHOO bizimle   çok iyi  ilgilendi, kendisi de ülkesinin meseleleri ile ilgili, belli bir görüşü ve inançları olan biriydi. Birlikte tura çıktığımız günlerde son derece büyük bir nezaket  ile bizi bilgilendirdi. Görmemiz gereken şeyler hakkında dikkatimizi çekti. Yerli birinin gözünden ülkeyi tanımak çok güzel bir deneyim oldu bizim için. Fotoğrafı şu adreste:
https://www.facebook.com/photo.php?fbid=10152340343838324&set=gm.766147163395837&type=1&theater
Melih Anık

23 Mart 2014 Pazar

Mauritius İzlenimleri 6

Mauritius'da gelir getiren üç kalem var : Turizm, tekstil ve şeker kamışı. Turizmde amaç, nüfuslarının üstünde turist getirmek. Bu nedenle yeni oteller, AVM'ler yapılıyor. Ancak bunlar yapılırken turistin ilgisini çeken saflık temizlik ve doğa kayboluyor. Mauritius yabancılara hizmet eden durumunda. Tekstilde dünya markalarının üretimi burada yapılıyor ama Mauritius'un kendi markası yok. Başka markalar için fason üretim yapılıyor. Gördüğüm kadarıyla onların buradaki fiatları kendi ülkedekilerden de pahalı. Bu alanda Hintliler çalışıyormuş. Şeker kamışının şeker olması da özelliğini kaybeden bir konumda zira dünya piyasası ve turizmden beklentilerin artması bu ürünü ikinci plana atmaya başlamış. Mauritius şu anda tarım olarak kendine yetiyor. Küçük baş hayvancılık da sorun değil ama büyük baş hayvan ithal ediyormuş. Balığın da ithal edildiğini duydum. İstihdamın çoğu da turizm alanında desem yanılmış olmam.
Mauritius'da konuştuğum bir yerli "Benim üç oyum var. İkisini kendi partime birini muhalefete veriyorum. İktidarı denetlemek için iyi muhalefet gerekli" dedi. Çok takdir ettim ama başta anlamadım. Biraz araştırdım. Meclise girecek 60 üye için yirmi bölgeye ayrılmış ülke. Her bölge üç milletvekili çıkarıyor. Her parti  üçten fazla aday belirliyormuş. adayların dini, etmik vb kimliklerini açıklamaları zorunlu imiş. Amaç ülkede her farklılığın hakça temsil edilmesini sağlamakmış. Seçmen listeden istediği üç adayı işaretliyormuş. "Üç oyum var" demek de üç aday işaretlemek anlamına geliyor. İkisini kendi partisinden birini karşı partiden seçiyormuş. Böylelikle her seçmen kimi seçtiğini biliyor ve vekiller de parti başkanının ağzına bakmıyormuş. Ayrıca karışık bir hesaplamayla meclise seçilen ve "best loser" denilen sekiz milletvekili daha varmış. Bunlar partileri kaybetse de seçmenden yüksek oy alanlar arasından seçiliyormuş. İki aday daha özel bir yöntemle seçiliyor böylelikle mecliste yetmiş milletvekili oluyormuş. Meclis cumhurbaşkanını seçiyormuş. Oyunu bilinçli kullanan seçmeni duyunca darısı benim ülkeme dedim, içimden.
Melih Anık

Mauritius İzlenimleri 5

Port Louis Kalesi'nden şehri genel olarak anlama şansı var. Bir şehre yukardan bakmak her şeyi yerli yerine oturtuyor. Port Louis eski bir şehir. TOKİ gerek ! Trafik, park etmek sorun. Ülke nüfusu az ama merkezler çağın dertlerinden payını alıyor. İnşaat panolarına bakınca alt yapı çalışmalarının sürdüğünü gördüm.
Eski çarşıda dolaştık, Sahildeki AVM'ye bakındık. Kitapçıdaki kitapların çoğu Fransızca. Yerel bir yazar tanımak istedim Mauritius tarihi hakkında bilgilenmek istedim ama maalesef turistik İngilizce kitaplardan başka kitap bulamadım. Yazarlar Fransızca yazmayı tercih etmişler.
Kuzeye sahilden gittik. Bir kaç "beach"de durduk.Batı sahili daha mütevazı tesisler ile dolu. Bu arada şunu belirtmem gerek Mauritius'ta tüm sahiller halka açık. Bizim kaldığımız otele güvenliği geçerek giriliyor ancak sahilden girmek mümkünmüş.
Eski bir şeker fabrikası müze olmuş. Ziyaret ettik. Şeker kamışı olunca rom da yapılıyor tabii. Rom melastan yapılıyor, posadan yani. Pek çok çeşidi var. Viski gibi sekiz, yirmi beş yıllık olanları, vanilyalı gibi tatlandırılmış olanları var. Müzede tadım yapılabiliyor. Benim tercihim standart rom olurdu. Halka sorduğumda Green Island isimli bir markayı tavsiye ettiler. Burada Rom Cola meşhurmuş. Müzenin içi okuma panoları ile dolu. Hepsini okumak isterseniz saatler alır. Benim dikkatimi çeken üç şey var. Mark Twain demiş ki "Önce Mauritius yapıldı sonra cennet. Cennet Mauritius'un kopyasıdır".  İkincisi, İngilizler adaya geldiklerinde söz vermiş, yerli halkın hayatına dokunmayacaklarına. "My word is my bond" demişler.  Bu yazılı değil "Gentlemen's aggreement"miş.
Wangari Maathai " Ağaç dikmek barış ve umudun tohumlarını yetiştirmektir" demiş.
Müzenin hemen yanında Botanik Bahçesi var. Doğa cömert davranmış, Mauritius devleti de doğayı çitle çevirmiş botanik bahçesi yapmış. Girişte para alıyorlar özel rehberlik hizmeti var. Ancak yazılı panolar size yeterince bilgi veriyor. Burada pek çok yerde bu tür bahçeler var. Endemik bahçeler de onlardan biri.
Melih Anık

Mauritius İzlenimleri 4

Kuzeye turun ana merkezi, Port Louis, ortadaki kalenin ikiye böldüğü bir şehir. Denize doğru bakarsanız sağ tarafta müslüman mahallesi sol tarafta Hindu mahallesi var. Müslümanların bu kadar yoğun olarak yaşadıkları bir başka mahalle yokmuş. Kıyafetler "orada" olduğunuzu anlatıyor.  Şehrin otantik bir çarşısı var.  Yiyecek dahil her şey satılıyor. Satıcılar yabancılara karşı atak, bizde de olduğu gibi. Pazarlık Allahın emri. Söylenen fiatın üçte birine alma şansınız çok. Sabırlı ve güler yüzlü olmak gerekiyor. Bazılarının yabancı sevmedikleri hissine kapıldım. Şehir dar bir alana sıkışmış, çevresi dağlarla çevrili. Denize açılan ağzında eski binaların değiştirilmesi ile AVM oluşturulmuş. Bizdekilerden farklı değil. Okuduğum bir kitaptan alıntıyla "dünya batılılaşıyor". Bence iyi olmuyor. Ben şehrin kendine özel kalbinin attığı mekânları seviyorum. Mauritius bu açıdan henüz bâkir. Ancak emlâk çılgınlığı burada da hayatı değiştirecek. Şimdi yolların her iki yanında uzanıp giden şeker kamışı tarlaları bir bir yok olacak. Kaldığım otelin sahipleri şeker fabrikalarını kapatmışlar, renovasyon vardı gördüm. Ama hâlâ uzanıp giden şeker kamışı tarlaları var.
Yirmi yılda nüfus artışı üç yüz bin kadar olmuş, nüfus bir milyondan bir milyon üç yüz bine ulaşmış. Mauritius'ta şeker üretimi başlangıçta Afrika'dan getirilen kölelerle başlamış. Bu amaçla 1908'de adaya dört yüz elli bin Hintlinin getirildiği söyleniyor. Tarihe bakarsak artışın çok olmadığı söylenebilir. Bir milyon üç yüz bin kişi içinde oy veren sayısı dokuz yüz binmiş. Bu nüfusun yapısı hakkında bir fikir verir sanıyorum. Mauritius vatandaşı olmak için evlenmek ya da bir milyon euroya ev almak gerekiyormuş. Şimdi tekstilde çalışmak için Hintliler, inşaat işlerinde çalışmak için de Çinliler geliyormuş. Önümüzdeki yıllarda yeni oteller yeni alışveriş merkezlerinin inşa edileceği söyleniyor. Mauritius'a gelen turist sayısı yılda bir milyon dört yüz bin kişiymiş iki milyona çıkarmayı hedefliyor ve umut ediyorlarmış. Genellikle golfçülerin ilgi gösterdiği bir ülke. Çok sayıda golf sahası var.
İngilizler on bin kişiyle dört bin kişi olan Fransızları yenerek adaya çıkmış. Fransız kökler burada daha derine yerleşmiş. Sayı bazen önemli değil.
Melih Anık

21 Mart 2014 Cuma

Mauritius İzlenimleri 3

Bu mevsimde yağmurlar oluyormuş. Bugün tüm gün sürdü. Ama ne yağmur. Sabah yağmur denize çivi gibi düşüyordu. Kuşlar sustu. Palmiyeler yere secde etti. Yağmurların çokluğu sayısız dereden de anlaşılıyor. İçme suyu rezervuarları ve elektrik bu su bolluğunun kanıtları gibi. Enerji, su türbinlerinden elde ediliyormuş. Evlerde musluk suyu içilebilir kalitede imiş. Adanın her tarafında yeşil renk hâkim. Pek çok endemik bitki var. Endemik hayvanlar dikkate alındığında Mauritius dünyada yüzde yirmilik bir paya sahipmiş. Güneş doğmadan şakımaya başlayan ve kahvaltı masalarının çöpçüsü bir kuş var burada Martin diyorlar. Bedeni kumru renginde. Başı ve kuyruğu siyah. Gagası ve ayakları sarı. Ayakları tavuğunkine benziyor. Gözlerine sarı maske takmış gibi. Yürüyüşüne bakarsanız tavuk. Baş ve gagası kargayı hatırlatıyor. Yürürken 'Horoz Nuri' gibi başını ileri geri oynatıyor. Boş bulduğu masadaki tabağa fütursuzca dalıyor. Serçeler ile arası iyi değilmiş. Burada çalışanlara sordum umursamazca 'Ondan çok burada' dediler.
Mauritius 'İndex of Economic Freedom' listesinde sekizinci sırada. Türkiye 69. Emlâk hukuku, 'fiscal' özgürlük, hükümet harcamaları, iş dünyasının ve işçinin özgürlüğü, ticaret, yatırım ve parasal özgürlükler incelenen hususlarmış. Böyle bir indeksin değerlendirmesi ülkeler arasındaki farkı da ortaya koymakta. Galiba ülkemizde bazı hususlar ile ilgili çok konuşulmuyor. Bildiğimiz yolda ilerlemeye dünya ile açığımızı kapatmaya çalışıyoruz. Politikacı söylemleri de günü kurtarıyor belki ama farkı kapatmıyor ve geleceği kurtarmıyor.
Mauritius'da iktidar işçi partisinde. Bir de muhalif parti var. Kardeş kardeş geçinip gidiyorlarmış.
Ülkede futbol çok popüler. Voleybol ve basketbol onu takip ediyormuş. Olimpiyatlara genellikle atletler gidiyormuş. Boksta bir madalyaları varmış.
Otelde çalışan pek çok işçi var. Tüm işçiler misafirleri görünce selamlıyor. Bunu öyle bir nezaketle yapıyorlar ki siz kendinizi sahip gibi hissediyorsunuz.
Melih Anık

20 Mart 2014 Perşembe

Mauritius İzlenimleri 2

Mauritius Adasını dört yönle anlatmak alışkanlık olmuş galiba. Doğu tarafında daha yeni oteller var ama rüzgârlı olurmuş. Biz Doğudayız rüzgârın kötülüğünü görmedik. Batının denizi sâkinmiş , oteller daha eski deniyor. Güneyde görülecek çok yer var. Kuzey ise Port Louis'in çevresinden başlayarak en Kuzeye kadar 17-18. yüzyılların olaylarının izlerini taşıyormuş.(Henüz görmedik)
Güney turu Trout aux Cerfs ile başlıyor. En yüksek tepesi sekiz yüz küsur metre olan Mauritius tabak gibi önünüze seriliyor. Eski bir volkanı göreceğim diye gidiyorsunuz ama söylemeseler anlamazsınız. Her tarafı yeşilin türlü renkleri ile ağaçlanmış bir çukur var önünüzde.Turumuzu daha Güneye devam ediyoruz. Sırada Grand Basin var. Kutsal sayılan bir göl yanında kurulmuş bir tapınak ve göl kenarında su üzerinde Şiva, Ganeş, Hanuman, Perwati, Krişna, Sai Baba heykelleri var. Şubat'ta festival olurmuş binlerce kişi gelirmiş. Göldeki balıklar da kutsal sayılıyor. Hindistan'ı görenler için basit kalır. Batıya doğru ilerliyoruz. Black River Gorges'da önümüzde yemyeşil tepeler vadiler uzanıyor. Bir kenarda küçük bir şelale var. Daha Güneye inerek Chamarel Şelalesi'ne geldik. Cepheden görülen bir şelâle. Bir panoda yüksekliğinin Amerika'nın Özgürlük Heykeli kadar olduğu gösterilmiş. Otuz kadar basamakla daha yükseğe çıkarak şelalenin döküldüğü yeri gördük. Şelâle Niagara değil..Aynı alan içinde aldığımız bileti kullanarak Renkli Tepelere gittik.Güneşin ışınlarına göre renkleri değişen tepeler bunlar. Şimdi Kuzeye doğru çıkıyoruz. Sağımızda eski usul tuz üreten bir fabrika var. denizden alınan suyu basamaklandırılmış bir alana doldurup suyun buharlaşmasını bekliyorlar geriye tuz kalıyor. Gayrimenkul fiatları arttıkça ekonomik hesaplar değişmiş. Tesisi kapatacaklarmış. Günün son durağı Casela Kuş Parkı. Giriş ödeniyor. Safari için ayrı bir bilet gerekiyormuş. Aslanla fotoğraf çektirmek için de. Bazıları hayvanat bahçesi de diyor ama kaplan yok, tek aslan ve kanguru varmış. Azman kamplumbağalar bizim ilgimizi çekti. Çoğu kafes boştu. Gözlem tepesine tırmandık. Buraya iki saat ayırmıştık bize yetti. Bize birgün yetmez demişlerdi ama..
Sabah dokuzda çıktık akşam dört buçukta otele döndük. Gidiş ve dönüşte yolda geçen süre yaklaşık iki buçuk saat toplamda dört saate yakın.
Melih Anık

19 Mart 2014 Çarşamba

Mauritius İzlenimleri 1

Mauritius "kendi hâlinde" bir ada olamamış hiç bir zaman.. Bir İtalyan haritacıdan öğrenmiş dünya varlığını. Önce Araplar ardından sırasıyla Hollandalı, Portekizli gemiciler Fransızlar ve İngilizler bu adanın sâkini olmuşlar. Aslında işgalcisi demek daha doğru. Konuştuğum bir buralı "Mauritis'te hiç bir zaman kölelik olmadı" dedi. Bu durumda "sömürge"den de bahsedilemez tabii ki. Aslında sömürülecek pek bir şeyi de yok adanın. Şekerkamışı yegâne zenginliği. Galiba İngilizler döneminden çay girmiş hayatlarına. Maden yok, petrol yok. 2000 kilometrekarede bir milyon üçyüz bin kişi yaşıyor. Şimdilerde esas gelir turizmden. "Hint Okyanusu'nun Anahtarı ve Yıldızı" ismiyle pazarlanıyor.
Resmi dili yokmuş ama parlamentoda görüşmeler İngilizce yapılırmış. Anayasa Fransız İngiliz karışımı imiş. Eğitim dili İngilizce ama günlük konuşma dili "Creole". Creole nasıl bir dildir diye sorduğunuzda alacağınız cevap aynı:"Fransızcaya benzer. Onlar 'Bonjur' der biz 'Bonzur' deriz" Sanırım kimler buradan geçmişse onların etkisi vardır. Oteldeki kurulu tv kanallarında Fransız istasyonlar çoğunlukta. Bu bir göstergedir. Öte yandan bizi karşılayan görevli Fransızca hitap etti. Havaalanında anonslar önce Fransızca sonra İngilizce. Altyapıyı Fransızlar yapmış ama arabaların direksiyonu sağda ve trafik İngiliz usulü soldan akıyor. Şehir isimleri Fransızlardan kalma.
Sokaktaki satıcılar bir dahaki görüşme için isimlerini söylüyor. Asya ülkeleri için genel bir tutum bu. "Beni unutma benden al" demek. Söyledikleri isimler takma.Genellikle kullanılan isimler film starlarına ait. Burada karşılaştığım satıcı biraz dindardı galiba onun ismi Christian. Buradaki turistlerin çoğu hristiyan belki de ondan.
Geçmişte adaya çalıştırılmak üzere çok Hintli getirilmiş. Adada şu anda yüzde ellinin üstünde Hindu varmış. Yüzde yirmibeş kadarı katolik ve geri kalanlar müslümanlık dahil diğer dinlerdenmiş. Benim geçmiş seyahatlerden şöyle bir izlenimim var. Bu tür ülkelerde hiç bir din orijinal değil. Kültürlerin karışması dinleri de karıştırmış.
Bu ülkede yüzde yüz yerli olan DODO KUŞ var ama onun da nesli tükenmiş.
Melih Anık