Kayıtlar

SARAH KANE DERLEMESİ

Sarah Kane’in Posdramatik Tiyatrosunda Şiddet- Ahmet Gökhan Biçer- Çizgi Yayınları Suratına Tiyatro- Aleks Sierz- Türkçesi: Selin Girit – Mitos-Boyut Yayınları Sarah Kane- Complete Plays- Introduced by David Greig- Methuen Drama isimli kitaplardaki altını çizdiğim satırlardan yaptığım bir derlemenin seyircinin Sarah Kane’i anlaması açısından yararlı olacağını düşünüyorum.

Sporda Psikoloji Çok Önemlidir

Hangi spor olursa olsun sporda psikolojik faktörlerin rolü ihmal edilemez. Ferdi sporlarda psikoloji takım sporlarından farklıdır. Ferdi yarışan sporcu öncelikle kendini aşmaya ve daha sonra rakiplerini geçmeye çalışır. Rakipleri de ferdi yarışmacılar olduğu için kimsenin kimsenin gözünün yaşına bakmayacağını bilir. Bu nedenle rakibini anlaşarak geçme olasılığı çok azdır. Takım sporlarında ise psikoloji farklıdır. Takım oyunlarında fertler, kabahatin paylaşılacağını ve tek başlarına skora yapabilecekleri etkinin kolaylıkla farkedilemeyeceğini bilirler. Şampiyonluğun son maçında tek golü atan, son smaçı vuran  şampiyonluk geldiğinde bunun tek başına  onun eseri olmadığının bilincindedir.  Bir an için kendisine yönelen alkışların bir süre sonra paylaşılacağını da bilir. Ama gene de kendilerini maça hazırlama psikolojileri farklıdır. Örneğin oyuncu rakip takımda oynamış ve o takımdan uzaklaştırılmış ise ya da rakip takımda oynama arzusu içindeyse maça hazırlanması farklı ola...

“Lütfiye Anık” Usulü Makarna Tarifi

Annemin bir tarifini paylaşıyorum. Bu tarifte makarna önceden haşlanmıyor, sos ile birlikte pişiyor. Makarna sos ile birlikte piştiği ve haşlama suyu atılmadığı için yemeğin besin değeri kaybolmuyor. Böylelikle makarnanın tadı içinde kalıyor ve sos makarna ile iyice kaynaşıyor. Bir tencere içinde domates,  kırmızı  ve acı yeşil biber, sarımsak çok küçük parçalar halinde doğranacak ve zeytinyağında çevrilecek. (yaklaşık 5 dakika) İçine porsiyona göre tane makarna konulacak , ağız tadına göre tuz ile üstünü kapatacak kadar sıcak su konacak. Başında durarak suyun çekmesi beklenecek ve bu sırada dip tutmaması için devamlı karıştırılacak. Su çektikçe azar azar sıcak su ilâve edilecek. Pişme kıvamında tencerede su kalmamasına ya da çok az su kalmasına dikkat edilecek.(Yaklaşık 15 dakika) Süre makarnanın pişme kıvamı tercihine göre değişir. Malzeme 3 su bardağı taneli makarna, 2 yemek kaşığı zeytinyağı, 2 orta boy kabuğu sorulmuş domates, 1-2 diş sarımsak, 3 yeşil biber, yarım kır...

Libya Anıları

İş gereği 1981-1990 arası pek çok kereler Libya’ya gittim. Başlangıçta İtalya üzerinden gidiliyordu, zamanla direk uçak hatları konuldu İstanbul ile Tripoli arasında. Libya’ya giriş de çıkış da bir dert idi. Pasaportları toplarlar sizi bekletirlerdi. Siz pasaport sağ salim geri gelecek mi diye endişe içinde beklerdiniz. Kendi dillerinden başkasını konuşmadıkları için de kime neyi sorup ne cevap alacağınız da meçhuldü.

Beckett’in Oyun(un) Sonu için Derleme

Oyun(un) Sonu‘nun “metinler arası okuma”sından çıkan eserler ve konular şunlar: Eliot - Çorak Ülke, Shakespeare - Kral Lear, Hamlet, Fırtına ("Our revels now are ended"/"finie la rigolade") , III Richard : ("My kingdom for a horse!" "My kingdom for a nightman!"), Hamlet (“Rest is silence” -"Nothing stirs. All is—"- "A world where all would be silent"; Hamm’in annesi ile konuşmaması, ona anne diye hitap etmemesi) Dante - İlâhi Komedya (Cehennem) Berkeley - Var olmak algılanmış olmaktır- “to be is to be percieved” İncil - “İt’s finished” Joseph Conrad - Karanlığın Yüreği Kafka - Şato Freud - “İmpossible mourning” -  “fort/da” oyunu Çehov - Sessizliklerin anlamı Mevlana - “Bizler hem ayna hem içindeki suretiz” Nuh’un oğlu Hamm ve Nuh Tufanı – Hamm’in Laneti - Ham’in lanetinde ham ve oğlunun yüzü kara olmuştur. (Oyunda kırmızı renk/ kanlı mendil).; sel felaketi.. Hopiler - Dünyanın üç kez yıkım geçirmiş olduğuna inanırla...

Hıncal Uluç Olmak İster misiniz?

Siz Hıncal Uluç övdü diye bir tiyatro oyununa gider misiniz? O beğendi diye yemek yediği lokantada yemek yer misiniz? O bağladı diye fular bağlar, o attı diye sırtınıza kazak atar mısınız? O yazdı diye kitap alır mısınız? O astı diye evinizin duvarına resim asar mısınız? O dedi diye tatil programı yapar mısınız? O hoşlandı diye konsere gider misiniz? O çalsa dinler misiniz? O beğendi diye cd alır mısınız? O sevdi diye birisini sever misiniz? O oldu diye birisi ile dost olur musunuz? O kızdı diye trafiğe kızar mısınız? O ‘gol’ dese inanır mısınız? O istifa etti diye istifa eder misiniz? O olimpiyat koşsa siz de yanında koşar mısınız? O yararlıdır dese yer misiniz? O mükemmel dese içer misiniz? O ‘yaptı’ diye tv programı izler misiniz? O seçse Oscar’a, Nobel’e inanır mısınız? O ‘güzel’ dese ‘güzel’ der misiniz? O yanında taşısın diye ‘kahkahasına’ katılır mısınız?   O keyf almış diye film seyreder misiniz? O onayladı diye oy verir misiniz? O yazdı diye okur musunuz? O görünecek diye...

Bu “Cevap” Değildir !

Türkiye 70 milyon! Tiyatro seyreden 500 bin ! Tiyatro yazısı okuyan 1000 ! “Kavga”yla sorunlara sahip çıkan 50 !  “Kavga”yı umursayan  10 ! Haberi olan seyirci  0(sıfır)!   Herkesin demokratik defolu olduğu bir toplumda yaşıyoruz. Size kasıtlı gelen iftiranın sahibini de anlamak ve aydınlatmak gerekir. Başkasının yazısına yapıldığında da, kendi yazınız içinde yapıldığında da  ekleme EKLEME’dir. Bir başkasına “yazını gözden geçir, uyarıyorum” demek, dolaylı dokundurmalar  yapmak  en azından nezaketsizliktir. Başkasının yorumlarını onaylamadığınız içeriği  ile  kullanmak o yorumla ayni fikirde olmak anlamına gelir. Bu anlamda  başkasının değil kendi kurallarınızı kriter olarak alırsınız.  Başkasının sayfasını keyfinizce kullanma hakkınız yoktur. Kendi sayfanızda istediğinizi yapabilirsiniz.  O başkası sizin sayfanızı keyfince işgal edemeyeceğini bilmelidir. Buna sansür denmez "kendi evinin kurallarını ilân etmektir" denir. İsters...