15 Temmuz 2011 Cuma

SARAH KANE DERLEMESİ

Sarah Kane’in Posdramatik Tiyatrosunda Şiddet- Ahmet Gökhan Biçer- Çizgi Yayınları
Suratına Tiyatro- Aleks Sierz- Türkçesi: Selin Girit – Mitos-Boyut Yayınları
Sarah Kane- Complete Plays- Introduced by David Greig- Methuen Drama
isimli kitaplardaki altını çizdiğim satırlardan yaptığım bir derlemenin seyircinin Sarah Kane’i anlaması açısından yararlı olacağını düşünüyorum.
“Bu arada Thatcher gibi tiyatroların soluğunu kesmeye çalışan baskıcı yönetimlerin varlığı, yeni oyun yazarlarının yetişmeyişi tiyatroyu tehdit etmeye başlar.”  "Devlet kurumlarının özelleştirildiği, işsizlik oranının artış gösterdiği ve kapitalizmin iyice vahşileştiği bu dönemi” anlatan Aleks Siezr’in saptaması çok önemli:
“Böyle bir ortamda ectasy ve dans kültürü keşfediliyor. 1989 Berlin duvarının yıkılışı, 1990 Irak, Bosna ve Ruanda’da yaşananların görüntüleri canlı. Bütün politikacıları yozlaşmış görüyorsunuz. İşte dünya bu!”
 "Suratına Tiyatro", “Aşırı duyguları hissettirirken küstah, yüzsüz bir söylem ile iletişimsiz, çaresiz, bitik insanların sesi olmaya çalışır. Seyircinin vicdanını ve belleğini deşen, kanatan bir dildir bu. İlkel duygulara seslenir, tabularla uğraşır ve yasak olana karşı çıkar” ağzı bozuktur, bilinen tiyatronun kalıplarını zorlar.”
“Antonin Artaud’un vahşet, Edward Bond’un akılcı, Howard Baker’in katastrofik, Harold Pinter’in absürd ve politik oyunlarından izler vardır  Sarah Kane’in oyunlarında. “Dünya yaşanılır değildir ama tiyatro ile toplum iyileştirilebilir ve değiştirilebilir”. Yani bir taraftan umutsuz ve karamsarken diğer yandan umudu taşır içinde. Zamanın ruhu da budur zaten!
Sarah Kane eleştirmenlerce başlangıçta “hoş karşılanmaz”. “İğrenç pislik şöleni”, “kafanın sakatat dolu kovaya sokulması” gibi hakaretlerle karşılanır ama “Yaşarken kendisiyle ilgili güzel şeyler söylenmeyen yazar, ölümünden sonra herkesin sevgilisi olur”
Kane için “değişim istencini ortaya koyup bu amaç için çalışmadıktan sonra hiçbir şey değişmeyecektir” “Bireylerde değişim düşüncesi ve istenci oluşturmaktan yoksun tiyatro, işlevini yerine getiremez”
Howard Barker’ın “Yok olmak üzere olan bir kültürün en uygun sanatı acıyı harekete geçirendir” düşüncesi ona yol gösterir. Kendisi de  “Jeremy Weller’in Mad isimli oyunu yaşamımı, düşüncelerimi ve davranışlarımı değiştirdi” demiştir. Tiyatro kendini değiştirmişse o da değiştirmek için “değişimi yapıtlarının odağına koyacaktır.”
“Sanatçıyı sanatçı yapan içinde yaşadığı topluma ve dünyaya karşı duyduğu sorumluluk duygusu,duyarlığı ve insanların yaşadığı yıkımlardan doğan kuyruk acısıdır.” “Kane , Lyotard’ın ‘temsil edilemeyeni sahnelemek’ yaklaşımını temel alarak geleneksel tiyatronun sınırlarını zorlar” “Görünenle değil karanlıkta kalan ile ilgilidir” “Artık sahnelemeden daha çok gösterim kavramı öne çıkmaktadır.”
“İnsanların bilmeleri yetmez gözleriyle görmeleri gerekir. Çünkü korkmaları gerekir”
“İntihara sürüklenen toplumun kayıtsız bir üyesi olmaktansa saldırıya uğrayanı korumak için çığlık atmayı yeğlerim” (Sarah Kane)
Oyunlarında giderek dilin sahnelenmesi denilen bir olgu öne çıkamaya başlar. Tek kelimelik satırlar,uzun susuşlar. “hiçbir kelimeyi çarçur etmek istemedim” der Sarah Kane. “Göstermeyi dener ve dilin avundurucu, canlandırıcı, yaralayıcı, yıkıcı gücünü aktarır”
“Bu dünyada duyarlığa yer yok. Değiş tokuş edilen tek duygusal şey şiddettir.” (Sarah Kane)
“Psikoz kişinin bilinci ile bedeni arasındaki parçalanmayı ele alan, delilikle ilgili bir oyundur” (Sarah Kane)
“Bireyin gerçeklik ile düşlem arasındaki bağı bütünüyle yitirdiğinde bellekte oluşan engellerle ilintili” (Sarah Kane)
”Metnin hiçbir karakteri yok yalnızca dil ve imgeler var. Metinde yer alana bütün imgeler düşüncelerde değil dilin içinde yer almakta. İnanın ben bile metinde kaç karakter olduğunu bilmiyorum” (Sarah Kane)
“4:48 her sabah yazarın anılan saatte uyanık olmasından gelmektedir. Bu zaman kesiti aydınlık öncesi en karanlık en dingin ve hastalığının buharlaştığı saattir.” 
Melih Anık

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder