Kayıtlar

Çandarlı'da Acil Müdahale Birimi Kurulması İçin ÇOG(Çözüm Odaklı Girişim)

Çandarlı'da acil müdahale birimi olmaması büyük sorun. Başınıza bir şey geldiğinde anlıyorsunuz. Eşim Fügen'in elini köpek ısırınca biz de durum hakkında bilgilenmeye başladık. Burada yaptığım bazı sohbetler neticesinde konu ile ilgili daha önce de pek çok çaba sarfedildiğini, farklı yollar denendiğini öğrendim. Ben de Cumhurbaşkanlığı makamına bir dilekçe ile başvurdum. Üç hafta içinde cevap İzmir Sağlık Müdürlüğü'nden geldi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 12 Haziran 2017 tarihli Konuşması

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sanatçı ve sporculara verdiği iftar yemeğinde yaptığı konuşmadaki şu ifadelerini çok önemli buluyorum:  " Kültürü, sanatı, sporu belli kesimlerin tekelinde tutma saplantısının ülkemize hiçbir faydası olmadığı gibi, tam tersine bu tavır her alanda üzüntü verici bir sığlığa yol açmıştır. İrfandan yoksun bir kültür, sanat ve ahlaktan yoksun bir sporla hiçbir yere varamayız. Bu yaklaşımla bırakınız dünya çapında isimlere ve eserlere sahip olmayı, milletimi zin asgari beklentilerini dahi karşılayamayız. Çünkü devletin bizzat üstlendiği her iş ister istemez bürokrasiye, hantallaşmaya, verimsizleşmeye mahkumdur. Hatta daha ileri giderek söylüyorum, prensip olarak sanatçıların devlet memuru olmasını dahi doğru bulmuyorum. Ama ülkemizin çorak kültür sanat ikliminde, özellikle klasik Türk müziği, Türk halk müziği, folklor, hatta opera ve tiyatro gibi sanat dallarında devletin çekilmesinin yol açacağı boşluğun şu anda doldurulamayacağını biliyorum. Şartlar uygu...

Kısa Kısa İstanbul Kırmızısı(Ferzan Özpetek)

Resim
Yönetmen her şey güzel olsun istemiş. O estetik titizlik filmin her sahnesinde görünüyor. Oyuncular Ferzan Özpetek filminde oynamanın heyecanını duymuşlar. Aşırı bir özenli oyunculuk  var. Oyunculuğun doğallığı gitmiş. Sahicilik kaybolmuş. Zerrin Tekindor bu genellemenin dışında. Aylin'in Orhan ile sahneleri bence filmin en samimi ve sahici sahneleri. Ferzan Özpetek bir İstanbul güzellemesi yapmış. Bu film Avrupalı seyircileri İstanbul'a cezbeder. Gelip vapurda simit, Apik'de işkembe yemek, kulelerin en yüksek katlarında gece âlemlerine dalmak isteyebilirler. Boğazdaki yalılar nasıl da güzel görünüyor. Galata Kulesi yok mu derken o da var. Ne güzel şehir bu  İstanbul! O lala.. Ferzan Özpetek mekanları seçerken bu zenginliği göstermek istemiş. Başka bir zenginliği daha göstermiş. Türbanlı kızlar, çarşaflı kadınlar, dindar dedeler fon yapıyor filmin sahnelerinde. Ölü yıkama sahnesi bir geleneğin de kullanılması, filmin bonusu gibi. Sabah ezanı ruhları coşturuyor, a...

Bizde Crown Gibi Bir Dizi Neden Yapılmaz?

Crown dizisini izledim.Çok beğendim. Seyrederken ister istemez bizim tarihi dizilerimiz, oyunlarımız aklıma geldi. IV.Murat, Alemdar, Fatih, Kösem  ve tabi ki Atatürk ve dönemi hakkında oyunlar yazıldı, filmler, diziler çekildi ama hiç biri Crown dizisinin düzeyine ulaşamadı. Neden diye sordum kendime? Bu yazıyı düşüncelerimi paylaşmak için yazdım.

Mısır Patlatıcısı ve Tiyatroda "Anlatabilmek"

Facebook'da şunu paylaştım: "Mısır patlatıcısı sordum. 'Pahalı diye getirmiyorum' dedi. '30-40 lira' dedim. 'Ben o malı satmıyorum.Benim sattığım 150 lira' (Marka verdi) Üstüne baktım baştan ayağa çakma giyinmiş. Bir şey demedim güldüm çıktım." Arkadaşlarımdan yorumlar geldi. Başka bir marka ürün, ocak üzerinde tencerede patlatma, saçtan yapılmış geleneksel patlatma aleti kullanma gibi değişik öneriler yapıldı. Hepsi çok iyiniyetli önerilerdi ve ben hepsini denemiştim, hatta hâlâ kullanıyordum. Mısır patlatma benim hobilerimden biri olduğu için yaklaşık 30 yıl önce ilk yurt dışına çıktığımda ilk gördüğüm elektrikli mısır patlatma makinesini satın almıştım. İstanbul'daki evde de başka bir elektrikli âlet var. Benim vurgulamak istediğim satıcı kadının, baştan ayağa çakma markalar içinde olmasına rağmen "ben ucuz mal satmam" cakası idi. Yorumlara baktığımda bunun ulaşmadığını gördüm ve tiyatrosever yanım, üzerinde düşünmeye ...

Nereye Gidiyoruz?

Çandarlı benim için bir inziva. Uğuldayan rüzgârın, bir yazın yorgunluğunu üzerinden atmaya çalışan denizin, sanki dinlenmeye çekilmiş gibi duran ılık bir güneşin, her zamankinden daha parlak ayın, kitapların, müziğin ve de eşimin  arkadaşlığında kendimi dinliyorum. Ülkemde ve dünyada yaşananların fırtınası, yalancı yaslar, sahte göz yaşlarının gürültülü boşluğuna kapılmamak için direniyorum.  En son okumakta olduğum kitap Andre Malraux'nun Karşı Anılar'ı. Ömer Laçiner'in zorlayıcı tercümesi beni yoruyor ama Malraux'nun müthiş derinlikli dünyasında yolculuk etmekten çok memnunum.  Malraux, Birinci ve İkinci Dünya Savaşı'ndan İspanya İç Savaşı'na, toplama kamplarını, Çin,Vietnam ve Hindistan devrim-kurtuluş mücadelelerini anlatıyor. De Gaulle, Mao, Nehru ve Ho Şi Minh gibi liderle yaptığı özel sohbetleri ile büyük büyük bir tarihi derinlik sunuyor. Malraux'nun entelektüel birikimi karşısında koltuğuma iyice gömülüyorum. İyi bir yazar insanlığınızdan guru...

Seyretmek ve İzlemek

"Seyretmek" ile "izlemek"in  aynı anlamda kullanılması çok yaygın. Sanki "izlemek" "seyretmek"in yeni Türkçesi. Ben yazılarımda ve konuşurken  çok dikkat ediyorum. Zira bence iki kelimenin ifade ettiği şey farklı.