Nereye Gidiyoruz?

Çandarlı benim için bir inziva. Uğuldayan rüzgârın, bir yazın yorgunluğunu üzerinden atmaya çalışan denizin, sanki dinlenmeye çekilmiş gibi duran ılık bir güneşin, her zamankinden daha parlak ayın, kitapların, müziğin ve de eşimin  arkadaşlığında kendimi dinliyorum. Ülkemde ve dünyada yaşananların fırtınası, yalancı yaslar, sahte göz yaşlarının gürültülü boşluğuna kapılmamak için direniyorum. 

En son okumakta olduğum kitap Andre Malraux'nun Karşı Anılar'ı. Ömer Laçiner'in zorlayıcı tercümesi beni yoruyor ama Malraux'nun müthiş derinlikli dünyasında yolculuk etmekten çok memnunum.  Malraux, Birinci ve İkinci Dünya Savaşı'ndan İspanya İç Savaşı'na, toplama kamplarını, Çin,Vietnam ve Hindistan devrim-kurtuluş mücadelelerini anlatıyor. De Gaulle, Mao, Nehru ve Ho Şi Minh gibi liderle yaptığı özel sohbetleri ile büyük büyük bir tarihi derinlik sunuyor. Malraux'nun entelektüel birikimi karşısında koltuğuma iyice gömülüyorum. İyi bir yazar insanlığınızdan gurur duymanızı sağlar. Malraux işte böyle bir yazar. Ülkeleri diğerinden ayıran da böyle insanların olması. Ben hep "Ah Sartre bizim olsaydı" derim sık sık. Malraux'yu da almamızda eğer imkân varsa bence bir sakınca yok. Biliyorum ki bu insanlar bir sürecin içinden ortaya çıkan insanlar. Arkalarında büyük bir birikim var. Kendi ülkemde "Tek Adam" Atatürk var. Onu da yok etmek için uğraştığımız için onun fidanı bir türlü ağaç olamıyor. birikimi yok ediyoruz. Aynı ülkemin üzerinde oturduğu topraklardaki birikimin çoğunu yok saydığımız gibi. 


Dünyanın bir parçası olabilmeniz ona yaptığınız katkıyla mümkün. Ülkemdeki zenginliğin farkına varabilsek, tarihi sadece bir dönemden ibaret görmesek biz kendimiz yeni bir dünya oluruz. Oysa şimdi onların peşine takılmış bizi sürükledikleri yere gidiyoruz. Kendimiz anlamıyoruz ki başkasına anlatabilelim. Vizyonu ortaya koyacak olan yazarları, sanatı da horluyoruz. 

Şunu biliyorum ki tarih bugün ektiğiniz tohumları gelecekte önünüze dökecek. Üründen umudum yok. İşte bu ruh hâli içinde aklıma üşüşenlerden kurtulmak için yazıyorum.

Melih Anık

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gene Bir Pazar Sabahı(24 Mayıs 2015)

Sartre'ın Gizli Oturum Oyunu İçin Varoluşçuluk Üzerine Derleme

Kosta Kortidis’in 'Rulet’i