Türkiye Futbol Federasyonu'na AÇIK MEKTUP

Sayın Mehmet Ali Aydınlar,
Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı
 İstinye Mahallesi Darüşşafaka Caddesi No: 45 Kat: 2-3  İstinye / İstanbul
Faks: 0-212- 323 49 50(Toplam 2 sayfa)

Sayın Aydınlar,                                                                                          22 Eylül 2011
19 Eylül 2011 tarihinde seyircisiz oynanma cezası verilen maçların kadın ve çocuklar tarafından  izlenmesi  ile ilgili  yayımladığınız genelge ve 21 Eylül 2011 tarihli “Teşekkür” açıklamanız üzerine bu satırları yazıyorum.
Her şeyden önce teşekkür mektubunuzda yer alan “Türkiye Futbol Federasyonu'nun "seyircisiz oynanacak maçlarla" ilgili düzenlemeyle yaptığı davet” ifadenizin sürç-ü lisan olduğunu kabul ediyorum. Zira “davet” bizim lisanımızda davet edileni zora sokmayan ve “hür” bir çağrıdır ve davet sorumluluğu da “ev sahibine” aittir.
Genelgenizde de bahsedildiği gibi  “Tüm maddelerin organizasyonunun ve sorumluluğunun cezalı olan ev sahibi kulübe ait olduğu vurgulanmış” olup siz bu durumda “ceza” ve “ev sahibi”ni yan yana getirerek aslında bir “davet” yapmadığınızı açıkça göstermiş oldunuz. Bu durumda, ortaya çıkan “çok başarılı” bir sonucu sahiplenerek neden teşekkür ettiğinizi anlamak da zorlaşmaktadır. Zira başarı, “ev sahibi”ne, yani “cezalı” Fenerbahçe Spor Kulübü’ne aittir. Sizin asıl teşekkür etmeniz gereken kurum, aksi bir durum olsaydı gene cezalandıracağınız Fenerbahçe Spor Kulübü olmalıydı. Ama siz “rol çalarak” başarıya sahiplenmek istemektesiniz. Hak edeni takdir etmede  göstermiş olduğunuz bu  “cimri” tutumunuzun, kurumunuzla ilgili bir gösterge olmamasını dilerim. Kadınların bir gün boyunca çektikleri de “davet”e yakışmamıştır.
Öngörmüş olduğunuzu tahmin ettiğim “Rekor sayıda katılım” sizin şansınız olmuştur. Ama Fenerbahçe seyircisine güvenerek yarattığınız bu ortamı başka seferlerde ve başka kulüplerden beklememenizi öneririm. Zira Fenerbahçe Kulübü tarihinin en zor dönemlerinden geçmekte olup, taraftarı, aslında yaşadıklarına “isyan”ını göstermekte ve topluma bir mesaj vermektedir. “Kadınlar gecesi”nin mesajını  ve ilk üç haftada verilmeyen üç penaltı ve bir gol karşısında “boynunda ip ile dolaşan” bir camianın  “sessiz ve onurlu duruşunu” da doğru anlamanızı ve ANLATABİLMENİZİ dilerim.
  Genelgenizden anlaşıldığı kadarıyla  2012 yılında da bu cezayı devam ettirme “azim ve kararlılığında” olduğunuz görülmektedir. Oysa amaç “seyircisiz maç oynamayı” kaldırmaktır, “boşluğu” KADIN’larla doldurmak değil. Bu nedenle bu cezanın tamamen ortadan kaldırılması gerekir. Başka “projeler” üretebileceğinize inanmak istiyorum.
Genelgenizde “biletlerin dağıtımı stadyum gişelerinden yapılacaktır” denilmesine rağmen dağıtım, Feneriumlar’dan yapılmıştır.  Son dakikada aldığınız ve kulübü zor durumda bırakan kararlarınız nedeniyle  yayımladığınız genelge daha başında “yoldan çıkmıştır”. Ama “teşekkür” etmiş olduğunuza göre genelgenize uyulmamış olunmasından rahatsız değilsiniz. (Muhtemelen kulüp size danışarak uygulama yapmıştır.) Diğer konularla ilgili olarak da “duruma göre tavır almadığınıza” inanmak istiyorum.
 Bir başka garabet de engelli ya da sosyal kurumlardan gelecek seyircilerin yanında kadın refakatçi, görevli olmasını istemenizdir.  Statlar, erkekten tümüyle arınmış bir bölge midir ?  (Kaldı ki tribünlerde erkekler de vardır. ) Bu nedenle refakatçi ve görevli olarak gelecekleri de kısıtlamanızı “traji-komik” buluyorum.
Bence aynı durum  misafir takım taraftarları ile ilgili olan kararınızda görülmektedir. “Özel” olduğu belli olan bir gecede karşı takım kadın taraftarlarını “ayrı oturtma” kararınız ve “kontenjan sınırlaması” koymanız, korkunuzu göstermektedir.  Kadınlara güvenen  onların, “mutsuzluk ve umutsuzluk değil; heyecan, umut ve yaşam enerjisi üretmesi gerektiğini en iyi bilen kitle” olduğuna inanan ve seyircisiz maçlar için çözümü kadında bulan bir kurum bu ayrımı yapmaz.
“Türk kadını ve onlardan beklentilerden” bahsederken TFF Yönetim Kurulu’nun 15 asil ve 13 yedek üyesi içinde bir tane bile KADIN olmamasını unutmuş olmalısınız. “Türk kadınına” güvenen bir kurum bunu onlar hakkında “en iyisi”ni belirleme hakkını, tamamı erkeklerden oluşan bir yapı ile vermez. Bu nedenle “O” kurum, “Futbolumuzun; mutsuzluk ve umutsuzluk değil; heyecan, umut ve yaşam enerjisi üretmesi gerektiğini en iyi bilen kitle, tartışmasız kadınlarımızdır” İfadelerini kullanırken bir değil onlarca kez düşünür.
Federasyonunuz, “hazırlanan gelecek stratejisinde futbolumuzun aydınlık geleceğini oluşturmak adına, en büyük sorumluklardan birini kadınlarımıza verme ve en önemli noktalarından birinin merkezine, kadınlarımızı koyma konusunda kararlı” ise öncelikle TFF’nin karar organlarında kadınlara hak ettiği yeri vermek zorundadır, onları “çiçek, böcek, cıvıltı, renk” yerine koymadan!  Zira Türk kadını her zaman, sizin onlar için “tasarladığınız biçim”den daha farklısını yaratacak kuvvet ve azimde olduğunu defalarca göstermiştir.
En doğru olan “KADIN” adına “KADIN” için karar vermek değil “KADINLARLA” birlikte karar vermek olmalıdır. Onları “edilgen” duruma sokmak yerine “kadınlarla” birlikte olunsa idi şimdiye kadar zorlanılan pek çok karar daha sağlıklı verilebilirdi.
Saygılarımla.

Melih Anık

Not: Bu mektup 22 Eylül 2011 tarihinde TFF'ye faks olarak gönderilmiştir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gene Bir Pazar Sabahı(24 Mayıs 2015)

Sartre'ın Gizli Oturum Oyunu İçin Varoluşçuluk Üzerine Derleme

Kosta Kortidis’in 'Rulet’i