İstanbul Üniversitesi Öğrenci Kültür Merkezi Üzerine Gizem Kurtsoy'a Mektup

Sevgili Kızım Gizem,

Yazımı okuman ve cevap yazmandan çok memnun oldum . Teşekkür ederim.

Benim gibi düşünenler , tahmin edilenden daha çoktur ve “her şeye rağmen” bu düşüncelerin söylenmesi gerekmektedir.

Üniversite yıllarında 7 sene nerdeyse tiyatro kulübünde “yaşadım”. Anlattıklarının pek çoğuna yabancı olmadığımı ,halâ hatırladığımı ve seni anladığımı bilmeni isterim .

“Nostaljik hayıflanma” , gençliğin, yaşlılar için ilk aklına gelen “yafta”dır. Genellikle doğru olması her zaman doğru olacağı anlamına gelmez . Kendimden bahsetmekteki amacım, kendimi anlatmak değil sizin ortamınıza ayna tutmak ve yapılacak karşılaştırmadan işinize yarayan bir eleştiri çıkarmanıza imkân vermektir.

Elbetteki okul seçerken kültür merkezini araştıran öğrenciler vardır. Ama onları “istisna” dan saymamız gerekir. Kaldı ki ÖKM , onların tercihlerinde bile önemli bir rol oynamamıştır. Zira düzen buna izin vermemektedir.

ÖKM’lerden sanatçı çıkması beklenmez. Ama oradan çıkan sanatçıları görmek kimseyi şaşırtmaz. Benim sorularım meraktan kaynaklanmaktadır . Öte yandan o sanatçıların varlığı ÖKM’lerin saygınlığını da belirler. Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu’nun , Mimesis’in nasıl ve hangi koşullarda başladığını ve sürdürülmekte olduğunu biliyorsundur sanırım.

Benim gibi İÜ – ÖKM’nin yerini bilmeyen “ayıplı” çok kişi vardır . Ama bu , gerçeği görmenize engel olmamalıdır. Başkalarının ayıplarına değil kendi ayıplarımıza odaklanmak hem kendimizi hem de mücadelemizin daha doğru bir yolda ilerlemesini yarar sağlar.

Bir eyleme destek vermenin şüpheli hale getirildiğine , eylemin konusunun ve sonuç alınabilirliğinin sürdüğünü düşünenler , inanırlar. Olayın şekil ve doğrultu değiştirdiği anı fark etmek ve yeni eylemin temellerini sağlam bir şekilde oluşturmak ; geçmiş hatalar ile yüzleşerek yeni çıkışlar bulabilmek bir tecrübedir .

70000 kişilik bir üniversitede faaliyetlere katılma oranı % 20 ise “görünen” bir eylemdeki sayı ona uygun olmalıdır. Bazen açılan pankartlar , katılım vb eylem görüntüleri , desteği “şüpheli” hale getirir. “Şüphe”yi önce oralarda aramak gerekir. “Sahip çıkmak” ise bambaşka bir konudur .

Üniversitedeki kültür faaliyetleri , öğrencilerin yeteneklerinin değerlendirilmesi ve becerilerinin geliştirilmesi ile sınırlı değildir. Yurt dışı örneklerden görülmektedir ki , öğretmenler tarafından düzenlenen gece kursları, okuma ve tartışma platformları , o şehrin insanlarına da yönelik ise ÖKM’leri koruma eylemi , anlamlı ve daha geniş tabanlı olmaktadır . Üniversitelerimiz , okul dışı eğitimi verme arzu ve potansiyeline sahip değildir. Yani sorun sadece ÖKM’nin açılması sorunu değildir.

Herkes kendi işi ile eyleme destek olmalıdır. Örneğin bir ressam sergi açabilir, bir topluluk gösterisini sunabilir . Olay ile doğrudan ilgisi olmayanların lafta kalan “kapattırmayacağız” söylemleri havada kalır. Ama daha doğrusu , ÖKM açıkken , verilecek desteklerdir . Hiçbir kimse hiçbir eyleme koşulsuz destek vermemelidir . (Bundan maddi çıkar beklentisini ima etmediğimi belirtmem gerekir. )

Anne ve babalar, düzenin adamı olmak ile suçlanamaz . Onların sıkışmışlığı “çocuğumun başına bir şey gelmesin” kaygısından kaynaklanır . Akılcı olmayabilir ama gerçekçidir. Anne ve baba “çocuğum beni eleştirecek diye düşündüğünü söylemekten de vazgeçmemelidir”

Kaldı ki evlâtların “mangalda kül bırakmayan” cesaretlerinin arkasında anne babaların sıkışmışlığı vardır . Anne baba , “büyümemiş” olmakla ilgili suçlanmayı ve yapılan imaları , çocuğunun hatırına sineye çeker . Önemli olan , “akıllı” olmayı öğretmektir . Aptalca bir cesaret işe yaramaz.

Üniversite yönetimi hakkındaki tespitleri doğru kabul edersek , gelinen bu noktanın “yönetilmiş” olduğunu iddia etmek mümkün değildir. “Eylem”, karşımızdakinin hataları yanında kendi hatalarımızı da gösterir . Kendi hatalarımızı görmek ve ders almak , daha önemli ve yararlıdır.

Bazı yazılar , erken yazılmıştır , bazıları geç . Yazdığın yazının zamanlamasını senin takdirine bırakıyorum.
Yazımın içeriği senin vurguladıklarınla sınırlı değildir. Bir yazının içeriğini önyargısız , empati yaparak satır araları ile okumak ve anladığını göstermek, onun üzerine kurulacak bir tartışmanın yararlı olmasının ilk koşuludur.

Sevgiyle.

Melih Anık

Not:

İÜ ÖKM üzerine benim yazımı okumak için:
http://melihanik.blogspot.com/2010/08/okm-ogrenci-kultur-merkezi-ve-akm.html

Gizem Kurtsoy’un  “Melih Anık’ın ÖKM Yazısı Üzerine…” başlıklı yazısını okumak için : 

Mektup, Mimesis'deki yazının altına yorum olarak eklenmiştir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gene Bir Pazar Sabahı(24 Mayıs 2015)

Sartre'ın Gizli Oturum Oyunu İçin Varoluşçuluk Üzerine Derleme

Kosta Kortidis’in 'Rulet’i