Radyo Hayalleri Özgürleştirir

Benim çocukluğumda televizyon yoktu.
Erzurum’un Kandilli’sinde mobilyalı Airmec marka radyo önce bir göz kırpar ses çıkarması için uzun uzun “ısınması” gerekirdi.
FM diye bir frekans yoktu o zamanlar. Kısa, uzun, orta dalga’dan parmaklarınızın hassasiyeti ölçüsünde bir istasyon yakalamaya çalışırdınız. Ses genellikle çok uzaklardan gelirdi. Radyonun arkasına bağlanmış ve anten yerine geçen kabloyu uzun tutar , sesi netleştirmek için odanın içinde dolaştırırdınız. Ama çoğunlukla gelen ses aya ayak basan ilk insanın sesinden bile net değildi.
Biz radyoyu o günlerde sevdik.
Özellikle geceleri , gaz lambalarının sarı ve titrek ışığı altında bizi hayal alemine sürükleyen, radyodan gelen parazitli seslerdi. Zeki Müren sesi yakalanmışsa, ayar bozulacak diye kimse yerinden kıpırdamazdı sanki.
Sonraki yıllarda dinlediğim Muzaffer Sarısözen’in akşam saatlerindeki “Yurttan Sesleri”ni unutamadım. Küçük yaşıma rağmen kaçırmamaya çalıştığım bir programdı. Sarısözen’in sesi ve tonlaması benim için Anadolu idi . Türküleri sevdim , yurdumu sevdim o seslerle.
Cumartesi akşam üstleri , Çocuk Saati için sokakta oyunu bırakıp radyo başına geçerdim.
Hayallerim özgürdü.
Şimdi çeşit çeşit müzik “hapseden” alet var. Elden ufak bu aletlere binlerce şarkı yüklenebiliyor. Kulaklardan içinize doğru akan müzik , sizi kendinize “hapsediyor”. Yüzünüze bakan ama kulakları kapalı insanlar dolaşıyor sokaklarda. “Kalabalıklar içinde yalnızlık” , bir tür başkaldırı sanki.
Yanınızda taşıdığınız şarkıları , sıralı ya da sırasız dinlemenin keyfini alamadım. Bana evimi yanımda taşıyormuşum gibi geliyor, özellikle tatillerde. Radyonun sürprizi yok mp3 çalarlarda. Oysa tatil , evinizden uzakta karşınıza ansızın çıkan bir sesin , bir hayatın peşine takılmak demek benim için.
Radyonun sürprizini seviyorum. Hayallerimi özgürleştiriyor.

Melih Anık

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gene Bir Pazar Sabahı(24 Mayıs 2015)

Sartre'ın Gizli Oturum Oyunu İçin Varoluşçuluk Üzerine Derleme

Kosta Kortidis’in 'Rulet’i