Kayıtlar

İbsen ve Modernleşme Üzerine (Derleme)

Aşağıdaki bölümler “ HENRIK IBSEN’İN MODERNİZMİ”  (Erinç ÖZDEMİR- Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi 49, 1 (2009) 119-143) isimli makaleden derlenmiştir. Modern tiyatronun öncüsü olan Norveçli yazar Henrik Ibsen’in tiyatro sanatında devrim yarattığı kabul edilir. Kimi doğalcı-gerçekçi, kimi simgeci, kimi simgeci-gerçekçi olarak yorumlanmıştır. Moi, romantizmi içine alan idealizm ve gerçekçiliğin de yeterli bir tanım olmadığını bu nedenle İbsen’in  modernist olarak nitelendirilmesi gerektiğini savunur. Moi, modernizmin  idealizmin karşıtı olduğunu savlar. Modernizm idealizme karşıt olarak gelişmiştir. İdealizmin temel özelliği estetik, etik  ve dini aynı potada eritmesidir. Bunun sonucunda idealizmde güzellik, gerçeklik ve iyilik kavramları içiçe geçmiştir. Bu üç ülküyü sürekli ve en yüce biçimde kendinde barındıran tek varlık Tanrı  olduğundan, Tanrı idealizmin doruğundaki gerçeklikti.

Galata Perform Görünürlük Projesi 8

Resim
“GalataPerform ( http://www.galataperform.com )  tarafından yedi yıldır düzenlenen " Görünürlük Projesi" bu sene 3-10-17 ve 24 Kasım'da gerçekleşiyor! "Görünürlük Projesi 8" Galata'nın güncel kültürel dokusuna dair bir hikâye kurgulamayı; mahalle esnafı ve halkı ile sanatçıları bir araya getiren kamusal alan performansları üretmeyi hedefliyor. Bu yıl "Kamusal Sanat / Katılımcı Sanat" kavramlarına odaklanan projenin sanat yönetmenliğini Şule Ateş üstleniyor.”   ( http://gorunurluk.blogspot.com/ ) Ben 3 Kasım programında “görünür oldum”. Öyle diyorum çünkü “Görünürlük” projesi görmeyi, göstermeyi ve de görünür olmayı hedeflerken bu arada takipçilerini de görünür kılıyor.

Kısa /Uzun/ Küçük/ Büyük/Baş/Yan ROL

Lâçin Ceylan bir “twit” yazmış: “ Rolün kısa veya uzun olmasına önem verilmesi ancak Türk tipi bir cehalette konu olur. Kısa zamandaki performans çok daha zordur ve ustalık ister ” Ceylan, tiyatro eğitimli bir oyuncu ve yönetmen. Tiyatroda, sinemada ve tv dizilerinde görev aldı. Bu nedenle oyunculuğun üç alanını da biliyor olduğuna inanıyorum. O nedenle sordum:“ Sinema ve tiyatrodaki "kısa rol" arasında fark var mı? Yönetmenin etkisi var mı, varsa ne kadar? ” Sorumun tv dizilerini içermediğini şimdi fark ettim ama dizilerin sanat ile ilgisi olmadığına göre unutmuş olmam da iyi olmuş.

Nereye Türkiye Tiyatrosu Nereye? (Tiyatro Yardımı)

T.C.Kültür Bakanlığı’nca  2012-2013 tiyatro sezonuna ait yapılacak yardımlar açıklandı. Bildiğiniz gibi(biliyor musunuz gerçekten?) özel tiyatrolara yardım,  15.03.2007 tarih ve 26463 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Kültür ve Turizm Bakanlığınca Yerel Yönetimlerin, Derneklerin, Vakıfların ve Özel Tiyatroların Projelerine Yapılacak Yardımlara İlişkin Yönetmelik” ile düzenlenmekte(idi).  Ama artık bu yönetmelik yok. Zira  “ 9/2/2012 tarihli ve 28199 sayılı yönetmelik değişikliği ile “Kültür ve Turizm Bakanlığınca Yerel Yönetimlerin, Derneklerin, Vakıfların ve Özel Tiyatroların Projelerine Yapılacak Yardımlara İlişkin Yönetmeliği”nin ismi metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir.” Yani yönetmeliğin yeni ismi " Kültür ve Turizm Bakanlığınca Yerel Yönetimlerin, Derneklerin ve Vakıfların Projelerine Yapılacak Yardımlara İlişkin Yönetmelik "olmuş.  Değişiklik “ufak” ama mide bulandırmaya yeterli.  Yönetmeliğin isminde yapılan “ufak“ bir değişiklikle “özel...

Yanlış mı Anladım, Hülya Karakaş?

Hülya Karakaş kendi blogunda bir yazı yazmış, “THEATER, THEATRE LE, TEATRO, TİYATRO...” ( http://hulyakarakas.blogcu.com/theater-theatre-le-teatro-tiyatro/12733549 ) Onun bu sezon bir oyun yönetmekte olduğunu bildiğimden herhalde İBBŞT’nın bu yönetimi altında oyun yönetmesini kınayanlar olmuş ki bu yazıyı yazmış diye geçirdim içimden. Bir tür savunma  yapmış yani.. Gerçekten de yazısının içinde bu dönemde  “Mesleğe asıl şimdi dört elle sarılmak lazım!...Kişisel direnişimi, daha çok ve iyi oyun yapmak için gayret ederek göstereceğim. Tiyatroma ancak böyle sahip çıkabileceğimi düşünüyorum” diyerek şimdi önemli olanın çalışmak(oyun sahnelemek) olduğunu vurgulamış.  Zaten yazısının sonunu şöyle bağlıyor: “Beni "çalışmıyor" diye yaftalayanlara inat işimi yapıyorum. Beni "bohem"likle suçlayanlara inat, toplumla daha çok bağ kuruyorum. Mesleğimi "lüzumsuz" görenlere inat, toplumda tiyatronun fark yaratması için gayret ediyorum.” Bu ifadeleri insanî bir “...

Müşfik Kenter ve Shakespeare'den Bir Sone

Resim
Kent Oyuncuları 1'den alınmıştır.

(Tiyatroda) Beyin Yıkama

Siyasi propaganda aracı olarak hemen akla gelen "beyin yıkama"nın zihinlerde çok da olumlu bir çağrışım yapmadığını biliyorum. Psikolojik savaşta kitlelerin yönlendirilmesinde,  reklâmcılıkta, tıbbi metotların benimsetilmesinde, dini ya da kültürel konularda yeni fikirlerin aşılanmasında “beyin yıkama”nın bir araç olarak kullanıldığı herkesin malûmu. Bu hususlarla ilgili olarak çağın insanı,  çok daha bilinçli ve ne yapıldığının farkında ise de bu çemberin dışında da kalamıyor. J.A.C. Brown’un “Beyin Yıkama” isimli kitabının sayfalarını karıştırırken beni cezbeden bölüm “kanaatlerin değiştirilmesi” ile ilgili. Bölümün başlığı altında o bölümün özeti sayabileceğim bir ifade var: “ Bir şahsın kanaatini, bu kanaatin yanlış olduğunu söyleyerek değiştiremezsiniz. Korkutmak ise geri tepen bir silah olur. ” Türkiye’de “korkutma” temelli olarak yapılan uyarıların yarar sağlamadığı tecrübe ile sabittir.