Kayıtlar

Yanlış mı Anladım, Hülya Karakaş?

Hülya Karakaş kendi blogunda bir yazı yazmış, “THEATER, THEATRE LE, TEATRO, TİYATRO...” ( http://hulyakarakas.blogcu.com/theater-theatre-le-teatro-tiyatro/12733549 ) Onun bu sezon bir oyun yönetmekte olduğunu bildiğimden herhalde İBBŞT’nın bu yönetimi altında oyun yönetmesini kınayanlar olmuş ki bu yazıyı yazmış diye geçirdim içimden. Bir tür savunma  yapmış yani.. Gerçekten de yazısının içinde bu dönemde  “Mesleğe asıl şimdi dört elle sarılmak lazım!...Kişisel direnişimi, daha çok ve iyi oyun yapmak için gayret ederek göstereceğim. Tiyatroma ancak böyle sahip çıkabileceğimi düşünüyorum” diyerek şimdi önemli olanın çalışmak(oyun sahnelemek) olduğunu vurgulamış.  Zaten yazısının sonunu şöyle bağlıyor: “Beni "çalışmıyor" diye yaftalayanlara inat işimi yapıyorum. Beni "bohem"likle suçlayanlara inat, toplumla daha çok bağ kuruyorum. Mesleğimi "lüzumsuz" görenlere inat, toplumda tiyatronun fark yaratması için gayret ediyorum.” Bu ifadeleri insanî bir “...

Müşfik Kenter ve Shakespeare'den Bir Sone

Resim
Kent Oyuncuları 1'den alınmıştır.

(Tiyatroda) Beyin Yıkama

Siyasi propaganda aracı olarak hemen akla gelen "beyin yıkama"nın zihinlerde çok da olumlu bir çağrışım yapmadığını biliyorum. Psikolojik savaşta kitlelerin yönlendirilmesinde,  reklâmcılıkta, tıbbi metotların benimsetilmesinde, dini ya da kültürel konularda yeni fikirlerin aşılanmasında “beyin yıkama”nın bir araç olarak kullanıldığı herkesin malûmu. Bu hususlarla ilgili olarak çağın insanı,  çok daha bilinçli ve ne yapıldığının farkında ise de bu çemberin dışında da kalamıyor. J.A.C. Brown’un “Beyin Yıkama” isimli kitabının sayfalarını karıştırırken beni cezbeden bölüm “kanaatlerin değiştirilmesi” ile ilgili. Bölümün başlığı altında o bölümün özeti sayabileceğim bir ifade var: “ Bir şahsın kanaatini, bu kanaatin yanlış olduğunu söyleyerek değiştiremezsiniz. Korkutmak ise geri tepen bir silah olur. ” Türkiye’de “korkutma” temelli olarak yapılan uyarıların yarar sağlamadığı tecrübe ile sabittir.

San Marco’nun Güvercinleri

San Marco Meydanı’na giren turist, içine düştüğü âlemin şaşkınlığı ile “başı yukarda” dolaşır. “Rol çalan” Çan Kulesi, Saat Kulesi, Ducale Sarayı ve tabii ki bize Türkiye havası getiren Bazilika, insanın başını yukarıya kaldırır çünkü. Bazilika’nın tepesindeki “sahte” atlar sizi Sultanahmet’e götürür. Çan Kulesi’ni tamamıyla fotoğrafın içine alsanız Bazilika küçülür, Bazilika’yı yaklaştırsanız Çan Kulesi anlamsız bir tuğla duvar olur çıkar. O sırada henüz tam bir dikkatle bakmamış olduğunuz için Ducale Sarayı sizin için meydanda bir beyaz yığındır, sizi şaşırtacak ayrıntılar “içine girdikçe” ortaya çıkar. Kolon başlarının süsünü, hikâyesini öğrendiğinizde dışarıdan  dayanılmaz hüzünlü “The Bridge of Sighs”ın("Ah"lar Köprüsü) içerden dayanılmaz iç bunaltıcı hâlini henüz fark etmemişsinizdir daha. İşte tam o sırada ayaklarınıza takılan bir şeyler ile şaşırırsınız. Ayaklarınızın arasında dolaşan  güvercinlerdir onlar. Binlerce kişinin ayakları arasında onlarca güvercin füt...

Ömer F.Kurhan ve MD (6)

Ömer F.Kurhan mesaj atmış, cevabım aşağıda: Ömer F.Kurhan Bunca yıldan sonra büo’70i öğrenmiş olman iyi bir şey. Ama hep yaptığını yapıp “demek ki BÜ ve BÜO camiasının da üzerindeymişsiniz” diye çarpıtıyorsun.Bu kötü... Saygı jestlerini “yaltaklanmak” diye anlamıyorum , yazdığım yazıya karşı polemik ortamı yaratan ve bu vesileyle küstahça davrananların sonradan gelip oyuna davet etmelerine senin ifadenle “yaltaklanmak” diyorum. Benim kullandığım kelimeler “riya ve utanmazlık”. Ve tabii ki gene kendi davana çekme ısrarın ve de “husumet” senaryon devam ediyor. Geçelim.  “Bundan sonra "boyun yanda 'abi' " diyerek sizi oyunlarına çağırmasınlar. Çünkü çok rahatsız oluyormuş, bunu riya ve utanmazlık olarak yorumluyormuş derim”  ifaden beni doğruluyor. Yazdıkça seni daha iyi tanıyoruz. Allahtan benim yazdığım ortada duruyor ve herkes senin nasıl çarpıttığını görüyor. Anlayan anladı, sen bir daha oku cevabımı.Zaten benim duruşumdan ve sözlerimden  anlamıştır b...

Ömer F.Kurhan ve MD (5)

Ömer F.Kurhan mesaj atmış, cevabım aşağıda: Ömer F.Kurhan Ben kendi görüşümü paylaşıyorum sen “hayat dersi” olarak alıyorsun.  Bu ne alınganlık! Belki de geçmişten kalma “otorite”ye karşı çıkma iç güdüsünden kaynaklanıyor. Senden daha genç olan kızıma bile ders veremeyeceğimi biliyorum. Herkesin dersini hayat verir. Sen halâ “seni uyardım” diyorsun. Bu cümleyi kurabilmek bile daha önce yazdıklarımı anlamadığın anlamına geliyor. “Uyarmak”  “düzelmezsen başına geleceğe katlanırsın” anlamına gelir. Yaşın elliye dayanmış öğren artık. Nazik bir söylem değil. Ayrıca senin böyle bir gücün mü var?

ÖFK ve Mustafa Demirkanlı (4)

Mustafa Demirkanlı mesaj yazdı, cevabım aşağıda: Mustafa Demirkanlı, Oğlunuzun seçtiği twitlerle yaptığınızı söylediğiniz haberde benim “Mimesis web sitesine yapılan saldırıyı kınıyorum” twitime haber değeri vermemişsiniz. Alt alta dizdiğiniz twitlerdeki  ANLAM’ı da (çarpıtmışsınız demiyeyim) anlamamışsınız. Onları benim anladığım gibi anlamak için biraz iyiniyet yeter. Bugün Mimesis’çilerin bile anlamadığı büo’70 ruhu gerekir. Zaten Mimesis ile anlaşmazlığımın temelinde bu vardır, göstermeye çalıştığınız gibi "sayılı" yazar değil. Oyun Atölyesi'ni KİŞİSEL sorunummuş gibi görmek ve göstermek sizin gibi bir dergi sahibi için üzünülecek bir durum. Bulunduğunuz yer itibariyle "taraf" olmamanız gerektiğini, her tarafa belli bir mesafede durmanız gerektiğini hatırlatırım. Sizi satın alanlar sadece sizin görüşünüzde olanlar değil ve siz "kamu" görevi yapıyorsunuz. Bana ve Oyun Atölyesi'ne sordunuz mu? Yoksa "görmemeyi" mi tercih ettin...